KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4595 E., 2010/13009 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
414 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkı nedeniyle payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının paydaşı olduğu 10266 Ada 40 parsel sayılı taşınmazın diğer paydaşlarından ... ve ...'ın 1/24 payını davalıya 4.000,00 TL bedelle 13.11.2008 tarihinde sattığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davalının dava konusu edilen 1/24 payı 40 parsel sayılı taşınmazın paydaşları olan ... ve ...'dan toplam 1/24 pay satın aldığını,bu payın 18 numaralı daireye isabet ettiğini, aralarında davacının da bulunduğu paydaşlar tarafından Kat Karşılığı İnşaat ve Gayrımenkul Satış Vaadi sözleşmesi yapıldığını, arsa üzerine inşaat yapılarak paydaşlarca rızaen taksimin amaçlandığını, dört-beş yıldır yapılan dairelerin satın alan kişiler tarafından kullanıldığını bu şekilde dairelerin bölüşüldüğünü,
taşınmazın fiilen taksim edildiğini bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını,gerçekte dairenin 55.000,00 TL'ye alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 40 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ... ve ... tarafından 1/24 pay 13.11.2008 tarihinde toplam 24.000,00 TL bedelle davalı ...'a satılmıştır. Davalının savunmaları taşınmazın paydaşları arasında taksim edildiğine ilişkindir. Yukarda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması,tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu fiili taksim olgusu hiç tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4595, K. 2010/13009, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama