KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/4661 E., 2010/9251 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sarıyer İcra Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15.2.2010
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazının bulunmaması üzerine davacı icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davalıya yapılan ödeme emri tebligatının geçersiz olduğundan bahisle istemin reddine karar verilmesi üzerine karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 1.10.2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmeye dayanarak kira alacağı nedeniyle tahliye istekli olarak takip yapılmasında ve dava açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Borçluya gönderilen 13(51) örnek ihtarlı ödeme emri 6.10.2009 tarihinde muhatap ...’a evrak adresinde şerh ile tebliğ edilmiştir.Davalı 28.12.2009 tarihli oturumdaki savunmasında ödeme emrinin tebliğ edildigi adreste oturmadığını bu nedenle tebligatın usulüne uygun yapılmadığını tebligatı kiralananda oturan ağabeysi ...’un aldığını, duruşma gününden de 28.12.2009 tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiştir.
Bu durumda davalı borçlunun ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlüğü bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerekir. Ne var ki bu tarih itibariyle tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesinde şikayet yoluyla ileri sürüp, tebliğ tarihini düzelttirmediği gibi, süresinde de itirazda bulunmadığından 6.10.2009 tarihinde yapılan tebligat kesinleşmiştir. İcra mahkemesi ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlüğü kendiliğinden nazara alamaz.
YHGK.30.3.2005 gün ve 2005/6-190-220 ve 28.09.2005 tarih 2005/6-518-518 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Kesinleşen takip üzerine yasal sürede ödemede bulunmadığından borçlunun temerrüdü de gerçekleşmiştir. Mahkemece tahliyeye karar verilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/4661, K. 2010/9251, 20 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama