KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5167 E., 2010/14361 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HUMK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu taşınmazın paydaşlarından ... ve ... ile yargılama sırasında pay satın alan ..., ... ve ...'ün davalı olarak davada yer almadığı, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'e ise dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatini bildiren davetiyenin tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece ..., ..., ... ve ...'ün davaya dahil edilerek bu kişiler ile yukarıda adı geçen davalılara usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ olunması, taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi kayyım tayininin paydaşlığın giderilmesi davası sırasında bu davanın esası üzerinden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen bir karar ile yapılamayacağı, davacı tarafa kendisine kayyım tayini gereken davalılar için 3561 sayılı yasa gereğince kayyım tayini davası açılmak üzere süre verilmesi,
davanın yetkili ve görevli sulh hukuk mahkemesince ayrı bir dava olarak ele alınıp gerekli araştırmalar yapılarak sonucuna göre kayyım tayini gerektiği hususu üzerinde de durulmaması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5167, K. 2010/14361, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama