KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5210 E., 2010/7264 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 09.06.2009
- Üçüncü şahıs
- —
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir parça taşınmazda paydaşlığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış kararı verilmiş, hüküm davalılardan...,..., ... tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Davaya konu taşınmaza ait tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde A ve B harfleri ile gösterilen binaların paydaş Ali oğlu ...'ya ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıdaki esaslar gözönünde bulundurularak taşınmazda bulunan muhdesatlarla ilgili olarak inceleme yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. Ayrıca kabule göre de; mahkemece satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hükümde gösterilmemesi de hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlede bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5210, K. 2010/7264, 15 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama