KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5576 E., 2010/10418 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, borçlu ortağın alacaklısı tarafından açılan bir adet bağımsız bölüm üzerindeki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, borçlu ortağa TMK'nun 648.maddesi gereğince kayyım tayin ettirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı vekili İcra Mahkemesinden İ.İ.K. 121. maddesi gereğince aldığı yetkiye dayanarak bu davayı açmıştır. Türk Medeni Kanunun 648. maddesinde “ açılmış mirasta bir mirasçının payını devir almış veya haciz ettirmiş olan ya da elinde mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı Sulh Hakiminden bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak için bir kayyım atanmasını isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel kurulunun 03.11.2004 tarih ve 2004/6-509 E-2004/568 K.sayılı ilamında “ elbirliği halinde mülkiyete tabi malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kişi İcra Mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak borçlunun da içinde bulunacağı tüm el birliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandıracağına;
buradaki dava açma hakkının hakime ya da bir başka kişiye tanınmadığına, yalnızca mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İ.İ.K 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi yetkisini alan alacaklıya tanındığına göre yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığına” içtihat edilmiştir.
Dairemizce de benimsenen bu içtihada göre davanın kayyım tarafından açılmasına gerek olmadığı gibi borçlu ortağa kayyım tayinine gerek yoktur. Dava, borçlu ortağın alacaklısı tarafından alınan yetkiye istinaden açıldığına göre davanın açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5576, K. 2010/10418, 6 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama