KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/5777 E., 2010/9829 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Babaeski İcra Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20.11.2009
Karar Metni
269 kelime·1 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, itirazın kaldırılması ve temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Takip talebinde dayanılan ve hükme esas alınan başlangıç tarihi belirtilmeyen sözlü kira akdinin davacıların murisi Halil Kanık ile davalı kiracı arasında yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralayan Halil Kanık 18.01.2009 tarihinde vefat etmiş, geriye mirasçıları olarak ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... kalmıştır. Bu durumda davacılar kiralanan taşınmaza elbirliği halinde malik bulunmaktadırlar.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde tüm mirasçıların birlikte icra takibi yapıp, birlikte dava açmaları gerekir. Dava hakkı kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır. Elbirliği halinde maliklerin tümü tarafından düzenlenmeyen icra takibi tahliye yönünden hukuki sonuç doğurmaz. Bu nedenle temerrüde esas alınamaz.
Davaya dayanak yapılan icra takibi mirasçılardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... kanık tarafından gönderilmiş, ... katılmamıştır. Dava bu mirasçılar tarafından açılmıştır. Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım mirasçıların tek başına takip yapma ve dava açma hakları bulunmamaktadır.
Dava sırasında diğer paydaşların muvafakatının sağlanması da ihtarname hükmündeki takip ve ödeme emrine hukuksal geçerlilik kazandırmayacağından ve ödeme emrindeki eksikliğin sonradan giderilmesi de mümkün bulunmadığından alacak ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/5777, K. 2010/9829, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama