KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6044 E., 2010/9007 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17.6.2009
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu payların iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, dava konusu edilen dört ayrı bağımsız bölümde 1/2 hisse oranında paydaş olduğunu, diğer 1/2 pay sahibi ...'ın 8.8.2007 tarihinde bu paylarını davalılara satış yaparak devir ettiğinden bahisle, önalım hakkı sebebiyle satışa konu edilen payların iptal edilerek, adına tescil edilmesini talep etmiştir.
Davalılar yargılama sırasında fiili taksimin varlığından bahisle davanın reddini savunmuş, 16.6.2009 günlü dilekçe ile de satıcı ...'ın alacaklıları tarafından aleyhlerine, satımın gerçek satış olmayıp, bağış niteliğinde olduğundan bahisle İİK.278.maddesi gereğince tasarrufun iptali davası açıldığından söz edilerek, bu davanın neticesinin beklenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, satışı yapan ...'ın anne, davalılar ... ile ...'ın kızları olması sebebiyle, 27.3.1957 gün 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince tapudaki işlemin gerçekte bir satış olmayıp, miras hukukundan kaynaklanan hakların devri anlamında bir işlem olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılar, davaya cevap dilekçelerinde ve yapılan yargılama sırasında önalım hakkına konu payların tapu paydaşı tarafından kendilerine bağışlandığını ileri sürmemişler, bu hususta dosyaya herhangi bir delil bildirmemişler, aksine satıcı ... ile alıcı ... vekillerinin İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/68 esas sayılı tasarrufun iptali dava dosyasına vermiş oldukları 19.3.2008 tarihli davaya cevap dilekçelerinde, satıcı ...'ın paraya gereksinimi nedeniyle hisselerinin çocuklarına satıldığı, her iki çocuğunun da satım bedellerini ödeyebilecek durumda olduğunu beyan etmişlerdir.
Bu durumda davalıların yapılan satımın gerçek satış olmayıp bağış amaçlı yapıldığı savunması dahi olmadan ve davalıların açıkça yapılan işlemin karşılıklı alım ve satım akdi olduğunu kabul ve ikrar etmelerine rağmen mahkemece yapılan işlemin bağış niteliğinde olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Dava süresinde açıldığına, fiili taksim savunmasının davalıların hükmü temyiz etmemeleri sebebiyle kesinleşmiş bulunmasına göre, önalım bedelinin yatırılması için davacı tarafa süre verilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6044, K. 2010/9007, 13 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama