KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6067 E., 2010/10278 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi :
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık,onbir adet taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne, ortaklığın satılarak giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; dava konusu taşınmazlardan 2328 ve 2336 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan yapıların davalılardan ... ve ...'ye ait olduğu davacı vekilinin kabulü ve davalıların beyanı ile anlaşılmaktadır. Nitekim bu husus mahkemenin de kabulündedir. Yukarıda belirtildiği gibi taşınmaz üzerinde muhtesat bulunması halinde dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerinin ayrı ayrı tespit edilmesi belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değerinin bulunması bulunan bu değerin ne kadarının arz ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin oran kurulmak suretiyle
saptanması ve satıştan elde edilecek bedellerin saptanan bu oran dahilinde muhdesat bedelinin muhdesat sahibine, arz bedelinin tapu paydaşlarına payları oranında dağıtılması gerekirken, yazılı şekilde muhdesatın satışından elde edilecek bedelin mirasçılık belgesindeki payları oranında taraflara verilmesi şeklinde ve ayrıca satış bedelinin taraflara tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki payları oranında dağıtılması gerektiğinin düşünülmemesi, yine davalılar yargılamada kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri halde davalılar vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması ve yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin taraflardan payları oranında alınmasına karar verilmemiş olması doğru olmadığından hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6067, K. 2010/10278, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama