KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6215 E., 2010/10338 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Çanakkale İcra Mahkemesi
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kesinleşen icra takibi sebebiyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı borçlu tarafından ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligatın usulsüzlüğü icra mahkemesinde şikayet yolu ile ileri sürülüp, tebligat tarihi düzelttirilmediğinden ayrıca icra mahkemesi ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlüğü kendiliğinden nazara alınamayacağından, davalı vekilinin ödeme emrinin tebliğinin usulsüzlüğüne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin, dava dilekçesi ve duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalı borçluya tebliğindeki usulsüzlüğe ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Tebligat Yasasının 12 ve 13, Tebligat Tüzüğünün 17 ve 18.maddeleri tüzel kişilere yapılacak tebligat hususunu düzenlemiş olup, anılan madde hükümlerine göre tebligatın tüzel kişinin selahiyetli mümessillerine yapılması, tebligat yapılacak kimselerin herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğin tüzel kişinin o yerdeki memur ve müstahdemlerinden birine yapılması gerekir.
Olayımıza gelince; davalı şirket adına gönderilen tebligat muhatapla birlikte sakin işçi ...'a tebliğ olunmuş ancak tebliğ memurunca borçlu şirketin yetkili mümessillerinin yukarıdaki esaslar doğrultusunda hangi nedenle tebligatı alamayacak durumda oldukları tebliğ belgesinde belirtilmemiştir. Bu nedenle dava dilekçesinin yöntemine uygun şekilde tebliğ olunduğu kabul edilemeyeceğinden, davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Mahkemece, davalı şirket adına duruşma gününü bildirir davetiyenin yöntemine uygun şekilde tebliğinin yapılması, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6215, K. 2010/10338, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama