KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6466 E., 2010/14105 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava ziynet eşyalarının bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, düğünde müvekkiline takılan ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığını, nereye harcandığı ve ne yapıldığı konusunda müvekkiline bilgi verilmediğini belirterek ziynet eşyalarının karşılığı olan 4.370 TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Talep sonucu 08.02.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile 11.962 TL’ye çıkartılmıştır. Davalı ise ziynet eşyalarının iddia edilen miktarda olmadığını, davacının giderken ziynet eşyalarını üzerinde götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır.
Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını veya götürülmesine engel olunduğunu ya da evde kaldığını ispat yükü altındadır.
Olayımızda, davacı kadın evden ayrıldığı tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu veya zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini sunduğu delillerle ispat edememiştir. Davacı dava ve delil dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığına göre ziynetlerin davalıda olduğu yasal delillerle kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Bu nedenle hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6466, K. 2010/14105, 22 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama