KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6922 E., 2010/13715 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.3.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır
Olayımıza gelince: dava konusu edilen 110 No’lu parseldeki 5 / 8 pay taşınmazın paydaşlarından Muzaffer İpeklioğlu tarafından 23.12.2008 tarihinde davalıya satılmış, davacı da 2.3.2009 tarihinde süresinde açtığı işbu dava ile önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Dosyada bulunan nüfus kayıtlarına göre satıcı paydaş davalının 8.2.1999 tarihinde boşandığı eşi ...’nun annesidir.
Davalı söz konusu payın tapuda satış gösterilse de, eski kayınvalidesi tarafından kendisine bakması karşılığında hibe edildiğini savunmuştur.
Tapuda yapılan işlemin tarafı olan davalı yapmış olduğu sözleşme ile bağlı olduğundan temlikin muvazaalı olduğu iddiasında bulunarak kendi muvazaasına dayanamayacağı gibi, eski kayınvalidesi olan satıcı ile arasında doğrudan miras bağı da bulunmadığından olayda 27.3.1957 gün ve 12 /2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın uygulanma olanağı yoktur.
Kaldı ki davalı, aşamalarda sürekli payın yabancı kişiye gitmemesi için satın aldığını ısrarla vurgulamış, ancak 20.10.2009 tarihli oturumda payın kendisine bağışlandığını dile getirmiştir. Bu durumda tapuda satış olarak yapılan temlike karşı, taşınmazın paydaşı olan davacının, önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden önalım bedeli de depo edildiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6922, K. 2010/13715, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama