KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/6932 E., 2010/10258 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Büyükçekmece İcra Mahkemesi
Karar Metni
273 kelime·1 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira parasının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın kaldırılmasına, örnek 13 ödeme emrinde 30 günlük ödeme süresi gösterilmediği gibi takip talebinde tahliye talep edilmediği için tahliye talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının müvekkiline ait taşınmazda kiracı olduğunu, birikmiş kira bedellerinin ödenmesi için icra takibi yaptıklarını, ödeme emrinin davalıya 17.10.2009 tarihinde tebliğ edildiğini davalı borçlunun haksız yere ödeme emrine itiraz etiğini ve 30 günlük süre içinde ödemede bulunmadığını belirterek davalının itirazının kaldırılmasına %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesini istemiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 01.06.2009 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu sözleşmeye dayanarak davalı hakkında tahliye talepli 12.10.2009 tarihinde icra takibi yapmış örnek 13 ödeme emri davalıya 17.10.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalıya gönderilen örnek 13 ödeme emrinde ve takip talebinde “30 gün içinde ödenmesi talebidir.
30 gün içinde ödenmemesi halinde akdin feshi ve taşınmazın tahliyesi talep edilecektir” şeklinde ödeme süresi ve tahliye talebi açıkça gösterilmiştir.
Bu durumda ödeme emrinin İ.İ.K 269/1 maddesi göndermesiyle uygulanması gereken Borçlar Kanununun 260. maddesine uygun olduğu takip talebinde de tahliyenin açıkça talep edildiği anlaşıldığından, mahkemece, tahliye isteminin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde tahliye isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir, karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/6932, K. 2010/10258, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama