KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/8490 E., 2010/14013 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık iki adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın(ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HUMK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen taşınmazların paydaşlarından ...’un mirasçıları olduğunu ileri süren ... ve ..., ...'un yargılama sırasında öldüğünü belirtiklerinden mahkemece adı geçen kişinin mirasçılık belgesinin ilgilisinden temini ile tesbit edilecek mirasçılarının yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilmeleri,
2- Bir kısım davalılar için yöntemine uygun şekilde dava dilekçesi eklenmek suretiyle tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanması gerekirken, yeterli araştırma yapılmadan, ilgililerin adresleri bulunması muhtemel, PTT, vergi dairesi, belediye, emlak dairesi, nüfus dairesi, erkek olan davalılar için askerlik şubesi gibi kamu kuruluşlarından sorulmadan ilanen tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanması yoluna gidilmiştir.
Bu nedenle davalı paydaşlardan bazıları davada yer almamışlardır. İlanen tebligat en son başvurulacak çaredir. Ancak adresi belli olmayanlara ilanen tebligat yapılır. Adresin meçhul sayılabilmesi için de tebligat tüzüğüne göre tebliğ yapılamayan ve bu tüzüğün 13. maddesine göre tebliğ yapılamamış ikametgahı, konutu, işyeri bulunamamış olması gerekir. Alelade bir soruşturma ilanen tebligat yapılması için yeterli değildir.
Tebligat tüzüğünün öngördüğü şekilde araştırma yapıldıktan sonra yine adresler belirlenemezse bu takdirde ilanen tebligata karar verilmesi gerekir. Bu durumda davalılar adına dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği söylenemez.
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, davalıların nüfus bilgilerinin tapu sicil müdürlüğünden alınarak en güncel adres kayıtlarının nüfus idaresince, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu gereği Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ile tutulduğu göz önüne alınarak adrese dayalı kayıt sisteminden araştırma yapılması, adresleri tespit edilemeyenlerin yukarıda belirtilen kurumlardan adreslerinin tespiti ile ilanen tebligat yapılan davalılara usulüne uygun şekilde dava dilekçelerinin tebliğlerinin sağlanması,
3- Dava konusu parselin paydaşlarından ... ve ...’in dosyaya ibraz edilen vekaletnamelerde isimleri ... ve . ... olarak yazılıdır. Adı geçenlerin aynı kişi olup olmadıkları üzerinde durularak aynı kişi olduğunun tespiti halinde tapudaki ismin nüfus kayıtlarındaki isme göre düzeltilmesi için taraflara mehil verilmesi, ondan sonra işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8490, K. 2010/14013, 20 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama