KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9132 E., 2010/14364 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Temyiz eden davalı vekilinin fiili taksime ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 918 parsel No’lu taşınmazın paydaşı bulunduğunu, üzerindeki binanın müvekkiline ait olduğunu, davalının 20.04.2008 tarihinde taşınmazın sadece arsasındaki 1 / 8 payını gerçekte 2.000 TL bedelle satın aldığını,taşınmazda davalının bir yapısı olmadığı gibi, taraflar arasında eylemli paylaşımın da bulunmadığı ancak davalının önalım hakkının kullanılmasını engellemek için tapuda satış bedelini muvazaalı olarak 11.000 TL gösterdiğini, davacının payın gerçek değeri üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir. Davalı vekili davanın esasına ilişkin bir savunmada bulunmamıştır.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacının paydaşı olduğu 918 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 1 / 8 pay taşınmazların paydaşlarından Şaban Gür Tarafından 25.04.2008 tarihinde 11.000 TL bedelle davalıya satılmıştır.
Bu pay satışı üzerine davacı tarafından yasal süresi içinde açılan önalım davasının yapılan yargılaması sonucu davanın kabulüne dair verilen kararı temyiz eden davalı vekili, temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde bulunan ve krokide ( A ) ile gösterilen binanın davacıya, ( B ) ve ( C ) ile gösterilen yapıların ise diğer kayıt malikine ait olduğunu, taşınmazın paydaşları arasında fiilen paylaşıldığını belirtmiştir.
Davalının temyiz dilekçesi taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığına yöneliktir.Yukarda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir.
Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşı delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9132, K. 2010/14364, 28 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama