KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9526 E., 2011/224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı-davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaş olduğu 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ...'ın payını davalıya 09.07.2009 tarihinde 15.000,00 TL bedelle sattığını, satış bedelinin yüksek gösterildiğini, mahkemece belirlenecek bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu payı gerçekte 20.000,00 TL'ye aldığı halde tapuda düşük gösterildiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde iki adet ev bulıunduğunu, birinin davacıya birinin de davalı ve diğer paydaşlara ait olduğunu, fiili taksim bulunduğunu bu nedenle önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 1/3 pay 300 Ada 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 09.07.2009 tarihinde 15.000,00 TL bedelle davalıya satılmıştır. Mahkemece,yerinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi kurulu raporuna göre taşınmaz üzerinde krokide ( A ) harfi ile gösterilen ve 85 m2 iki katlı bina ve (B) harfi ile gösterilen 40 m2 tek katlı bina bulunduğu, taşınmazın zeminde iki bölüm halinde kullanıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporundan ve tanık anlatımlarından taşınmazın hangi bölümünü kimlerin ne şekilde kullandığı açıkça anlaşılamamaktadır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, tanıkların taşınmazın kullanımına yönelik ayrıntılı bilgi ve görgüleri ile tapu kaydındaki tedavüller ve taşınmazın fiili kullanım biçimi de değerlendirilmek suretiyle davalının fiili taksim savunması üzerinde durularak oluşan sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9526, K. 2011/224, 19 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama