KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9666 E., 2010/10354 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 14 No’lu parselin paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüyle taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin borçlu davalı ...’dan olan alacağının tahsili için yapılan icra takibinde borçluya miras bırakanı ...dan intikal eden dava konusu14 parsel No’lu taşınmazın haczedilerek taşınmaz hakkında paydaşlığın giderilmesi davası açılabilmesi yönünden icra mahkemesinden İcra ve İflas Kanunu’nun 121. maddesi gereği yetki alındığını, taşınmazın aynen bölünmesinin mümkün olmadığını belirterek, taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar duruşmalara gelmemiş ve bir savunmada bulunmamışlardır.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı,taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Paydaşlığın giderilmesi davasını ortaklardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 14 No’lu parsel tapuda 126 / 337 pay oranında miras bırakan..., 211 / 337 oranında davalı ... adına kayıtlıdır. Davacı alacaklı, borçlu mirasçı ... hakkında yaptığı icra takibinde borçluya miras bırakanı ...dan intikal eden dava konusu taşınmazın haczedilmesi üzerine icra mahkemesinden aldığı yetki kararına ve miras bırakanın nüfus aile kayıt tablosuna dayanarak paydaşlığın giderilmesi isteminde bulunmuştur. Yargılamada taraf teşkili bu nüfus kayıtlarına göre sağlanmıştır. Ne var ki davada taraf olarak gösterilmeyen ... temyiz dilekçesine eklediği İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11.8.1997 tarih ve 1997 / 604-893 sayılı
mirasçılık belgesinde kendisinin de mirasçı göründüğünü, buna rağmen davada taraf olarak yer almadığını iddia etmiştir. Davacı tarafından icra müdürlüğünden alınan yetki ile açılan mirasçılık belgesi verilmesi davasında ise yine İzmir 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 16.4.2010 gün ve 2010 / 406-430 sayılı kararında ...’a mirasçı olarak yer vermemiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davalarında kayden ya da miras yolu ile paydaş olan kişilerin davada taraf olarak yer almaları zorunlu bulunduğundan bu tür davaların özelliği gereği gerçek hak sahiplerinin saptanması gerekir. Ne var ki dosyaya sunulan mirasçılık belgeleri birbirine aykırıdır. Bunlardan birine itibar edilerek hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece birbirine aykırı mirasçılık belgelerindeki çelişkinin giderilmesi için ilgililerine önel verilmesi, bu konuda açılacak davanın sonucu beklenerek oluşacak duruma göre taraf teşkilinin sağlanmasından sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi, yargılama sırasında davalılar...’a dava dilekçesi ilanen tebliğ edilmekle birlikte Tebligat Kanunu’nun 29 / 2 ve Tebligat Tüzüğü’nün 47 /2 maddesi hükmü gereği tebliğ olunacak evrak ve ilan suretinin bir ay süreyle mahkeme divanhanesinde askıya çıkarılması gerekirken,
bu konuda askı tutanağı düzenlenmemesi nedeniyle adı geçen davalılara usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ edildiği kabul edilemeyeceğinden adı geçen davalılara yöntemine uygun dava dilekçesi tebliğ edilmeden yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9666, K. 2010/10354, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama