KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/9722 E., 2010/14126 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, konut ihtiyacı nedeniyle tahliye isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz süresi içinde temyiz harcının davalı tarafından yatırılmadığından bahisle, hükmün HUMK’nun 434/2 maddesi uyarınca temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiş, bu karar da süresi içinde temyiz edilmiştir.
Temyiz defterine süresinde kayıt edilen ve sonradan harcı tamamlanmış temyiz isteğinin süresinde yapıldığı kabul edilerek, mahkemece verilen temyiz isteğinin reddine ilişkin kararın oy birliği ile kaldırılmasına karar verilip işin esasının incelenmesine geçilerek dosya incelendiğinde:
Yasa gereği bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin vesayet altına alınır. Cezasının yerine getirilmesi süresince onu hukuken temsil etmek üzere kendisine bir vasi tayin edilir. Öte yandan dava ve taraf ehliyeti kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakim ön mesele olarak kişinin kısıtlanıp kısıtlanmadığını, kendisine vasi tayin edilip edilmediğini araştıracak vasi tayin edilmemiş ve cezanın infazına başlanmış ise öncelikle vasi tayinini bekleyecek ve atanan vasi huzurunda davaya devam edecektir.
Kanuni temsilcisi bulunanlara veya bulunması gerekenler yapılacak tebligat usulü Tebligat Kanununun 11/2.maddesinde açıklanmıştır.
Olayımızda dava dilekçesi ve hüküm davalıya cezaevinde iken tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesine de hapis cezasına ilişkin müddetname örneği eklenmiştir. Bu durumda davalının medeni hakları kullanma ehliyetinin olup olmadığı konusunda duraksama oluştuğundan, HUMK'un 42. maddeleri gereğince, adı geçenin vesayet altına alınıp alınmadığı araştırılıp davalının vesayet altına alınmadığının anlaşılması halinde usulüne uygun şekilde vesayet kararının aldırılması, alınmış ise vasisine tebligat yapılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/9722, K. 2010/14126, 22 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama