KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/1035 E., 2011/5396 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, üç adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazların satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların dava konusu edilen 519, 1084 ve 1085 No’lu parsellere birlikte malik olduklarını belirterek, taşınmazın aynen bölünmesi, mümkün değilse satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilleri davanın reddini talep etmişlerdir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin muhdesat bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça ( muhtesat ) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir.
Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir. Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen taşınmazlar üzerinde bulunan petrol istasyonu ve yapıların davacıya ait olduğuna dair tapuda şerh veya taraflar arasında ittifak bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece satış kararı verilirken davalı lehine oran kurulması hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/1035, K. 2011/5396, 26 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama