KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/11119 E., 2011/12628 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
704 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı ve davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av.... ile dava yöneltilen davalı ... vekili Av.... geldiler. Diğer davalı gelmedi. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 1 No’lu parselin paydaşlarından olup davalı ... ...’ın aynı taşınmazda 14.8.2008 tarihinde 64.500 TL bedelle pay satın aldığını, davacının pay satışından yeni haberdar olduğunu, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında payın 19.6.2009 tarihinde 29.000 TL bedelle ...’a satılması üzerine adı geçeni davaya dahil ederek, aynı talebini yinelemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu payın dava dilekçesinin tebliğinden önce satılması nedeniyle müvekkilinin pay ile ilgisinin kalmadığını, davanın süresinde açılmadığını, davacının önalım hakkından feragat ettiğini, taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dahili davalı ... vekili ise, müvekkilinin taşınmazın paydaşlarından olduğundan davalı ...’ın payını gönül rahatlığı içinde satın aldığını, söz konusu satış muvazaalı olsa, pay değerinin tapuda çok yüksek gösterileceğini, Yargıtay kararlarına göre paydaşa karşı önalım hakkının kullanılamayacağını, bunun dışında taşınmazın üç paydaşının bir araya gelerek taşınmazın ifrazı konusunda bir harita mühendisi ile görüştüklerini, taşınmazın fiilen taksim edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir şahsa satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 733 / 3 maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığı ile bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Olayımıza gelince ; dava konusu edilen 149 / 240 pay 1 parsel No’lu taşınmazın paydaşı Maliye Hazinesi tarafından 17.4.2006 tarihinde yapılan ihale sonucu 64.500 TL bedelle davalı ...’a satıldıktan ve satış bedelinin taksitler halinde ödenmesinden ve 14.8.2008 tarihinde adına tescil edilmesinden sonra davacı tarafından önalım hakkının kullanılması için 9.6.2009 tarihinde işbu dava açılmış, yargılama sırasında da söz konusu pay davalı ... tarafından 19.6.2009 tarihinde 29.000 TL bedelle taşınmazın paydaşlarından olan ...’a satılmıştır.
Davacı 9.11.2009 tarihli dilekçe ile ...’u davaya dahil etmiştir. Yukarda açıklandığı üzere taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırmalarından olan yasal önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşların o payı öncelikle satın alma hakkıdır.
Payın isteğe bağlı açık artırma sonucu satılması, ihalenin davacıya bildirilmesi, buna rağmen davacı paydaşın ihaleye girmemesi yasal önalım hakkını bertaraf etmez. Kaldı ki ihaleye katılıp pey süren davacının payın başkasına satılmasından sonra da önalım hakkını kullanması mümkündür. Bu itibarla davalı ...’ın satın aldığı pay rızai bir satış sözleşmesine dayalı olduğundan davacı tarafından hakkında yasal önalım hakkının kullanılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Diğer yandan yapılan pay satışı ile önalım hakkı kullanılabilir hale geldikten sonra payın satıcı paydaşa geri dönmesi ya da başka bir paydaşa satılması, doğmuş olan önalım hakkını ortadan kaldırmaz. Yargılama sırasında dava konusu payın taşınmazın paydaşlarından ...’a satılması nedeniyle adı geçenin HMUK’nun 186. maddesi gereğince davaya dahil edilmesi de yasal bir hakkın kullanılmasından ibarettir.
Bu durumda mahkemece işin esası incelenip, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ihaleye katılmayan davacının kötü niyetle önalım davası açtığından ve sonrasında payın taşınmazın bir başka paydaşına satıldığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11119, K. 2011/12628, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama