KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/1139 E., 2011/3836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
640 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av.... ve davacılar vekili Av.... geldiler.Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliler mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Temyiz eden davalı vekilinin fiili taksime ilişkin temyiz itirazlarına gelince ;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin anneleri ...’ın payı dolayısıyla 1 No’lu parselin paydaşları olduklarını, aynı taşınmazda paydaş ... mirasçılarının paylarını 6.5.2009 tarihinde 624.000 TL bedelle davalıya sattıklarını davacıların haricen öğrendiklerini, yapılan pay satışının yasa gereği davacılara noter aracılığı ile bildirilmediğini, önalım haklarını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, dava konusu payın satılmak istendiğinden çok önceden haberdar olan davacıların o tarihte payı almaya yanaşmadıklarını, payın davalıya satılması üzerine ise yasal süresini geçirerek kötü niyetle önalım davası açtıklarını, taşınmaz üzerinde halen tapu paydaşlarını ilgilendiren inşaat yapıldığını, bu konuda tapu paydaşları ile kat karşılığı inşaat sözleşmeleri düzenlendiğini, henüz kat irtifakının kurulmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacıların paydaşı olduğu 1 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen 113 / 400 pay taşınmazın paydaşlarından ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... tarafından 6.5.2009 tarihinde 624.000 TL bedelle davalıya satılmıştır.
9.9.2005 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu oluşan 1 No’lu parsel, tevhitten önce 15-16 ve 17 No’lu parseller iken satıcı paydaşların miras bırakanı ... ile müteahhit ... arasında 15.9.2005 tarihinde ve davacıların miras bırakanı ... ile aynı yüklenici arasında 4.7.2006 tarihinde satış vaadi içerikli kat karşılığı inşaat sözleşmeleri düzenlenmiş, diğer paydaşların da aynı içerikli sözleşmeleri dosyaya sunulmuştur.
Bu sözleşmelere göre taşınmaz üzerine sekiz bloktan oluşan yüzseksen daireli bir inşaat yapılacaktır. Sözleşmelerde paydaşların hangi bloklarda hangi daireleri alacakları ayrı ayrı gösterilmiştir.
Dava konusu payın ilişkin bulunduğu 1 No’lu parsele yönelik olarak dava dışı ... ile davalı ... arasında Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010 / 25 esas sayılı dosyasında görülen davada alınan 8.10.2010 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmaz üzerine halen A-B-E-F ve G Blok olmak üzere beş adet yapı inşa edildiği, blok inşaatlarının henüz bitmediği, kaba inşaat halinde olduğu, bir kısmının da tamamlanmadığı saptanmıştır.
Davalının savunması ve temyiz dilekçesi, söz konusu inşaat sözleşmeleri ve yapılan inşaat nedeniyle taşınmazın fiilen taksim edildiğine yöneliktir.Yukarda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir.
Bu durumda mahkemece davalının taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin sorulup toplanması, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/1139, K. 2011/3836, 29 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama