KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/11748 E., 2012/338 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Elatmanın önlenmesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı elatmanın önlenmesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu Denizli ili ... İlçesi, ... köyü 372 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, diğer paydaş ...'nın taşınmazdaki 250/570 oranındaki hissesini müvekkilinden habersiz davalıya sattığını, satışın müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında yapıldığını belirterek davalıya ait payın önalım hakkı sebebiyle iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili taşınmazın fiilen taksim edildiğini davacının iyiniyetli olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş, mahkemece fiili taksim bulunmadığı kanaatiyle davaya konu payın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 / 1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; taraflar arasındaki uyuşmazlık önalım hakkına konu edilen payın bulunduğu taşınmazın paydaşları arasında taksim edilip edilmediği noktasındadır.
Dosya arasındaki tapu kaydının incelenmesinden, dinlenen tanık ifadelerinden ve taşınmaz başında yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporundan davaya konu taşınmazın, davacı ile davalının taşınmazı satın aldığı paydaşı ... arasında 1974 yılında ... ,1980 yılında davacı tarafça ev yapılmak suretiyle fiilen taksim edildiği, fen bilirkişisi raporunda da taşınmaz üzerinde krokide ( B ) harfi ile gösterilen kısımda yer alan evin davalı ,A harfi ile gösterilen kısımda yer alan evin ise davacı tarafından kullanıldığı,
tanık beyanlarına göre de taşınmazın fiili kullanım biçiminin davalının fiili taksim savunmasını doğrular nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmazda çok sayıda paydaş olsa dahi, fiilen taksim edildiğinden söz edebilmek için her bir paydaşın fiilen kullandığı bir bölümün olması ya da taşınmazı kullanan paydaşların paylarına karşılık gelen bir alanı kullanmaları gerekmemektedir. Ortada eylemli bir bölüşme söz konusu olduğu halde zamanında davalının satın aldığı yer üzerinde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması yukarda açıklandığı üzere Medeni Kanun’un 2. maddesi ile bağdaşmaz. Taşınmaz fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11748, K. 2012/338, 19 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama