KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/11864 E., 2012/603 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin 411 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan ...'nun mirasçısı olduğunu, davalının söz konusu taşınmazdan 08.09.2008 tarihinde satın aldığı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın süresinde açılmadığını ve taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir, çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir, muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir.
Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir.Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Olayımıza gelince; davacı davayı miras bırakanı ...'nun payına dayanarak açmış ise de yargılama sırasında mirasçılar tarafından tapuda intikallerin yaptırıldığı ve davacının dava konusu taşınmazda 22.01.2010 tarihinde kendi adına bağımsız 15/1440 payının oluştuğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/11864, K. 2012/603, 24 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama