KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/12051 E., 2012/642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 28.200.00 TL kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne 6.468.00 TL alacağın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı, kira sözleşmesinin sona erme tarihinin 14.07.2009 tarihi olduğu halde, davalı tarafça kira süresi dolmadan, kira sözleşmesinin haksız ve tek taraflı olarak fesih edilip, 2007 Mayıs ayında kiralananları boşaltmış olduğundan bahisle, kiralananların yeniden kiraya verilme tarihine kadar, boş kaldığı dönemdeki kira bedellerinin davalıdan tahsilini istemiş, davalı 16.03.2007 düzenleme tarihli ihtarname ile kira akdinin 15.7.2007 tarihinden geçerli olacak şekilde fesih edildğini, taşınmazın 2007 Mayıs ayı sonunda tahliye edilip, Mayıs ayı kirasının ödendiğini, aynı şartlarda ne kadar zamanda kiralananların kiraya verileceğinin saptanarak güvence bedelinden varsa alacağın mahsubunu istemiştir.
Mahkemece, 15.7.2006 başlangıç tarihli sözleşmenin, birinci kira döneminin 15.7.2007 tarihinde sona ermesi ve fesih iradesinin bu tarih itibariyle yapılması sebebiyle, davalının Temmuz ve Ağustos 2007 aylar kiralarından sorumlu olduğundan bahisle, ödemediği taraflarca kabul edilen Haziran ile muaccel olan Temmuz ve Ağustos 2007 aylar kiralarının davalıdan tahsiline, davalı tarafın isteği doğrultusunda da 5.200.00 USD güvence bedeli karşılığı 3.332.00 TL'nin toplam alacaktan mahsubu ile bakiye 6.468.00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 15.7.2006 başlangıç tarihli, üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığı hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlarının 16. maddesinde, kiracının 1. kira dönemin hitamından sonraki kira dönemlerinde, kira dönemi sonunu beklenmeksizin ve ancak iki ay önceden yazılı olarak bidirimde bulunmak suretyle, her zaman için taşınmazı tahliye etmek hakkına sahip olduğu kararlaştırmışlardır.
Davalı bu şarta dayanarak 16.3.2007 düzelenme, 07.04.2007 tebliğ tarihli ihtarname ile yazılı bildirimde bulunmuş ve yeni kira dönemi başlangıcı olan 15.7.2007 tarihi itibariyle akdi fesih ettiğini ve kiralananları 1.7.2007 tarihi itibariyle boşaltacağını bildirmiş, ancak davacının da kabulünde olduğu gibi kiralananları Mayıs 2007 tarihihinde tahliye etmiştir. Sözleşme hükmüne göre, ilk yıl içerisinde tahliye gerçekleştiği için feshi ihbarın sonuç doğurmayacağı açıktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.3.2006 gün, 2006/6-89 esas, 2006/89 karar sayılı içtihadında açıklanan genel kurallara göre, davalı kiracı, kira süresi sona ermeden kira sözleşmesini tek taraflı feshederek kiralananı tahliye ettiğinden, kural olarak bu durumda kira süresinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Ne var ki davacı kiralayanın bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zarar artmasını önlemesi Borçlar Kanunu'nun 44. maddesi gereğidir.
Bu durumda davacının zararı tahliye tarihinden itibaren kiralananın aynı koşullarda yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar (2. yıl başlangıcı olan 15.07.2007 tarihinden itibaren iki aylık feshi ihbar süresini de geçmemek kaydı ile) boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir.
Dosyada mevcut 13.12.2010 günlü bilirkişi raporunda makul bu sürenin, en fazla iki ay olacağı açıklandığından mahkemece, davalının Haziran ve Temmuz ayları kira bedellerinden sorumlu tutularak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla kira bedelinin tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/12051, K. 2012/642, 24 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama