KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/126 E., 2011/4581 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, sekiz adet taşınmazdaki paydaşlığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, taşınmazların satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince;davaya konu edilen 253 parsel sayılı taşınmaz üzerinde birden fazla muhdesatın varlığı, mahallinde yapılan keşif ile belirlenmiştir. Mahkemece, yukarıdaki hususlar gözönünde bulundurulup muhdesatın aidiyeti ve arza katmış olduğu değerler tespit edilmeden, bina bedelerinin bina yapan kişilere ödenmesinden sonra, kalan kısmın taraflara dağıtılması şeklinde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca davacı tarafça 30.4.2010 ve 24.5.2010 tarihli makbuzlar ile dosyaya yatırılan keşif ve bilirkişi ücretlerinin hüküm altına alınan yargılama giderine katılmaması, 492 Sayılı Harçlar Yasasındaki değişiklik sebebiyle taşınmazların satış bedeli üzerinden karar tarihi itibariyle binde 9,9 nisbi karar harcı alınması gerekeceği gözönünde tutulmaksızın %0,9 harç alınması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/126, K. 2011/4581, 12 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama