KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/12601 E., 2011/14985 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Kiralananın tahliyesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı ve davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, yeniden inşaat nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 13 No’lu parsel yönünden davanın kabulüne ve kiralananın tahliyesine, 12 ve 14 No’lu parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 263.maddesinde "Kira, muayyen bir müddetle aktedilip de bu müddetin hitamında, kiralayanın malumatı ile ve muhalefeti olmaksızın, kiralananın kullanılmasına devam olunduğu, yahut mukavelede fesih hakkında gösterilen ihbarı iki taraftan hiçbiri yapmadığı takdirde, hilafına mukavele yok ise, akit gayri muayyen bir müddet için tecdit edilmiş sayılır". hükmü öngörülmüştür.
Borçlar Kanununa tabi süresiz sözleşmelerde feshi ihbar süresi, bu kanunun 262.maddesi hükmüne göre belirlenir. Anılan madde hükmü gereğince, süresiz sözleşmelerde 6 (altı) aylık dönem için 3 (üç) ay önceden kiracıya feshi ihbar tebliğ ettirilmesi ve o dönem sonunda tahliye davası açılması gerekir. Altı aylık dönemin birinde tebliğ ettirilen feshi ihbar ancak bu dönem sonunda dava açma hakkı verir. Bu feshi ihbar, sonraki dönem için kullanılamaz. Borçlar Kanununun kapsamına giren yerlerin tahliyesi için feshi ihbar yeterli olup, başka bir sebep aramaya gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.2.1988 başlangıç tarihli ve altı yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralanan arsa olarak tanımlanmış ve davalı tarafından iş yeri olarak kullanılacağı kararlaştırılmıştır.
Yine sözleşmenin özel şartlar bölümü 2.maddesine göre, kiracı şirket kiralanan arsa üzerinde bulunan binaları da kullanabilecektir Ancak, bu durum kiralananın arsa niteliğinde olma özelliğini etkilemez. Bu haliyle kiralananın Borçlar Kanunu’nun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Olayda, 6570 Sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
Buna göre sözleşme, 1.2.2004 tarihinden itibaren Borçlar Kanunu’nun 263. maddesi hükmü gereğince, süresize hale gelmiş olup, davacılar tarafından 12.1.2010 tarihinde keşide edilen feshi ihbar ihtarnamesi, altı aylık dönemin sonundan üç ay öncesini kapsamadığından, 16.2.2010 tarihinde açılan dava süresinde değildir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/12601, K. 2011/14985, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama