KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/1296 E., 2011/5257 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, akde aykırılık ve temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, akde aykırılık ve temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kiralanan işyerinin 3. maddesinde yazılı hükme rağmen 10 günden fazla kapalı tutulduğunu, akde aykırılık oluştuğunu ve ayrıca kira parası ödenmemesi nedeni ile icra takibi yapıldığını bildirerek akde aykırılık ve temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesini istemiştir. Davalı, belediyeden alacağı bulunduğunu bu nedenle kira alacağını mahsup ettiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, akde aykırılık ve temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 260.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin ihtarname ile verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş olması ve verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir.
Borçlar Kanunu’nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur.
Olayımıza gelince; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 02.01.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı tarafından Çardak 1.İcra Müdürlüğünün 2009/241 esas sayılı icra takip dosyasında, “genel haciz yoluyla takip” yapılmış, ancak tahliye isteminde bulunulmamıştır. Takip talebinde tahliye istemi bulunmadığından, hukuki sonuç doğurmayan ödeme emri nedeni ile, davacı tahliye isteminde bulunamaz. Borçluya gönderilen ödeme emrinde borcun ödenmesi için yedi günlük süre verilmiştir. İİK. 269.maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken Borçlar Kanunu'nun 260.maddesi uyarınca kiracının temerrüde düşürebilmesi için borçluya gönderilecek ödeme emrinde 30 günlük ödeme süresinin verilmesi gerekir. Bu durumda, anılan husus mahkemece kendiliğinden dikkate alınarak tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, Davacı tarafından davalıya gönderilen 20.04.2009 keşide 21.04.2009 tebliğ tarihli ihtarnamede akde aykırı davranışın sona erdirilmesi hususunda davalıya süre verilmesine rağmen, akde aykırılık giderilmediği takdirde dava açılacağı bildirilmemiştir. Mahkemece, akde aykırılık ve temerrüt nedenine dayalı olarak açılan tahliye istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliye karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/1296, K. 2011/5257, 25 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama