KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/13658 E., 2012/2304 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira alacağından dolayı yapılan takipte itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 2800 USD asıl alacak ve 110.13 USD işlemiş faiz üzerinden iptaline ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili,dava dilekçesinde, davalının 25.9.2004 tarihli kira sözleşmesinde müteselsil kefil ve müşterek borçlu olduğunu, aylık kira parasının 2800 USD olup özel şartlar 12. maddesine göre muaccel hale gelen 5.3.2006 ila 5.9.2006 arası aylar kira parasının ödenmediğini ve yapılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir. Davalı, kefaletin bir yıl ile sınırlı olduğunu uzayan dönemden sorumlu olmadığını daha önceki aylara ait takip nedeniyle açmış olduğu menfi tespit davasında verilen kesin hüküm ile de uzayan dönemden sorumlu olmayacağının tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Kesin hüküm bir dava şartı olup kamu düzenine ilişkindir. Buna göre bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda aynı hukuki sebebe dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Açılması halinde ikinci dava kesin hüküm nedeniyle esasa girilmeden dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir. Kesin hükümden söz edebilmek için biri kesinleşmiş tarafları, konusu ve sebebi aynı olan iki davanın varlığı gerekir. Bir başka deyişle bir davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın kesin bir hükümle çözülmüş olması halinde mahkemece yeniden inceleme konusu yapılmaz.
Olayımıza gelince: davada dayanılan ve hükme esas alınan 25.9.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı tarafından davacı aleyhine daha önce 5.8.2005 ila 5.2.2006 arası aylar için yapılan icra takibi üzerine açılan borçlu olmadığının tespiti davasında Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.3.2009 tarih 2008/155 Esas 2009/55 karar sayılı ilamı ile davalı ...'in müteselsil kefil olduğu ve kefalet sorumluluğunun bir yıllık kira dönemi için geçerli olduğu uzayan dönemde sorumlu olmadığına karar verilmiş ve bu hüküm 14.9.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Yukarda açıklandığı üzere tarafları, konusu ve sebebi aynı olan menfi tespit davası sonucu verilen bu hüküm, bu dava için kesin hüküm oluşturmaktadır Bu durumda mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru değildir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13658, K. 2012/2304, 16 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama