KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/13871 E., 2012/2770 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira alacağının tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 6.870 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren yıllık %16 ticari faiz uygulanmasına,işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin işlemiş faiz ve icra tazminatı istemlerinin reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Davada ve takipte dayanılan, hükme esas alınan 10.04.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesi hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Anılan kira sözleşmesi uyarınca aylık kira bedelinin 1.000 TL olduğu, her ayın ilk beş günü içinde peşin ödeneceği, kiralar zamanında ödenmezse %10 gecikme cezası ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı vekili bu sözleşmeye dayanarak 2010 yılı Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ayları kira parası 9.000 TL ile 270 TL işlemiş faiz alacağı toplamı 9.270 TL'nin tahsili için Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/6016 sayılı dosyası ile 29.07.2010 tarihinde icra takibi yapmış, takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı, borca, faize ve fer’ilerine itiraz etmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 101/2. maddesi hükmü gereği borcun ifa olunacağı gün sözleşme ile belli edilmiş ise ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu mütemerrit olur. Taraflar arasında imzalanan 10.04.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 5.maddesinde kira bedelinin her ayın ilk beş günü içinde peşin ödeneceği belirtilmiştir. Bu şekilde kira parasının ödeme zamanı taraflarca kesin olarak tayin edilmiş durumdadır. Kararlaştırılan bu esasa göre kiracı, yüklendiği kira borcunu ödememesi halinde Borçlar Kanunu’nun 101/2. maddesi gereği ihtara gerek olmaksızın kendiliğinden temerrüde düşer. Bu durumda mahkemece, davacının işlemiş faiz ile sorumlu tutulması gerekirken daha önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının alacağını doğrudan mahkemede dava ederek haklı çıkması, alacağın likit ve muayyen olması gerekir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse istek halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşulu ile yine istek halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Yasa ile güdülen amaç borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir.
Somut olayda; borçlunun itirazında haksız olduğu kabul edildiğine ve kira parasının kira sözleşmesinde belirlenmiş ve likit bulunmasına göre davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, alacağın miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle istemin reddine karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm, bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13871, K. 2012/2770, 23 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama