KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/14150 E., 2012/776 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
406 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalıma konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davaya konu arsa niteliğindeki 306 ada 4 No’lu parselin 60/455 payı ... adına kayıtlı iken adı geçenin 12.04.2007 tarihinde payını 3.000 TL bedelle davalıya satması üzerine süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı ise taşınmazın fiilen taksim edildiğini, bu taksime göre taşınmazın paydaşlarca kullanıldığını, davacının kullanımında olan yerin parsel üzerindeki bina olduğunu, müvekkilinin satın aldığı yerin ise binanın kullanım alanı dışında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece fiili taksim savunmasına değer verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda; davaya konu parselin 200/455 payı ... adına, 255/455 payı ... adına kayıtlı iken, ... payının bir bölümünü (195/455) ...’e 05.04.2006 tarihinde, kalan (60/455) payını da 12.04.2007 tarihinde ...’a satmış, dava ise ... tarafından ...’e karşı açılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmazın ... ve taşınmazın eski paydaşı ... arasında fiilen iki parçaya bölünmek suretiyle kullanıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık ... tarafından davacı ve davalıya satılan bölümün kendi içinde taksim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Bu bölüm üzerinde bulanan bina tümüyle davacı paydaşın kullanımında olup binaya ilişkin fiili taksim iddiasında bulunulmamıştır. Bahçe kısmına ilişkin fiili taksim savunması ise davalı tarafından kanıtlanamamıştır.
Nitekim bilirkişi raporunda fiili bölünmeye işaret edilmediği gibi davacı tanığı da fiili bölünme görmediğini parsel üzerindeki kömürlüğün kimse tarafından kullanılmadığını belirtmiştir. Bu durumda mahkemece diğer iddia ve savunmalar yönünde yargılamaya devam edilerek sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/14150, K. 2012/776, 26 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama