KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/14337 E., 2012/2818 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
386 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığndan duruşma isteminin reddine karar verildiken sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaş olduğu 629 ada 83 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından Halime, Fatma, Mehmet, Celalettin ve Servet'in paylarını davalıya sattığını belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, davacının imar uygulaması sonucunda taşınmazda paydaş olduğunu, kendisine ait hisseyi ayırdığını ve yıllarca bu şekilde kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece,davacının fiilen kullandığı hisseden tapuda adına kayıtlı hisse miktarı düşüldükten sonra geriye kalan hisse için önalım hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince. Mahkemece,yerinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre krokide ( A ) harfi ile gösterilen 203,25 m2, ( B) harfi ile gösterilen 222,32 m2 olarak taşınmazın zeminde iki parça halinde kullanıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporundan ve tanık anlatımlarından taşınmazın hangi parçasını kimlerin ne şekilde kullandığı,özellikle davalı bayileri tarafından kullanılan kısımlar açıkça anlaşılamamaktadır.Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, tanıkların taşınmazın kullanımına yönelik ayrıntılı bilgi ve görgüleri ile davacı ve davalı bayilerinin satıştan önce taşınmazı fiili kullanım biçimleri de değerlendirilmek suretiyle davalının fiili taksim savunması üzerinde durularak oluşan sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/14337, K. 2012/2818, 22 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama