KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/2079 E., 2011/6241 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 2.İcra Mahkemesi
- Karar tarihi
- 02.12.2010
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında kira alacağı ve tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine itiraz üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, tahliye ve tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamına ve tahliyeye karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı kiracının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı kefiller ... ile ...’ın temyiz itirazlarına gelince;
Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.02.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalılar ... ile ... kira sözleşmesini müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı 6.4.2010 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 2008/2.ay ile 2010/3.aylar arası 26 aylık toplam 25.700,00 TL'nin tahsilini istemiştir.
İcra takibine konu edilen kira alacağının bir kısmı kefalet süresine dahilse de, takip tarihi itibariyle Borçlar Kanunu'nun 493. maddesine göre davalı kefalet sorumluluğundan kurtulmuştur. Sözü edilen Borçlar Kanunu'nun 493. maddesine göre, kefalet süresinin bitimini takip eden bir ay zarfında, alacaklı icraya veya mahkemeye müracaatla hakkını takip etmezse veyahut takibatına uzun müddetle fasıla verirse, kefil kefaletten beri olur.
Bu süre zamanaşımı süresi olmayıp hak düşürücü süre olduğundan mahkemece re'sen gözönüne alınması gerekir. Davacı, kefalet süresinin bitimini takip eden bir ay içinde alacağının tahsili için icra takibine girişmeyip, bu süre geçtikten sonra 06.04.2010 tarihinde icra takibine girişmiş, takibe itiraz üzerine de bu davayı açmıştır. Bu durumda Borçlar Kanunu'nun 493. maddesi hükmüne göre davalı kefillerin kefalet nedeniyle sorumluluğu kalmamıştır.
Mahkemece bu nedenle davalı kefiller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/2079, K. 2011/6241, 11 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama