KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/365 E., 2011/4850 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
902 kelime·5 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 732 ve devamı maddelerinde düzenlenen önalım(şuf’a) hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif vekili; kooperatifin, 3244 ada, 6 parselde 140/610 oranında hisse sahibi olduğunu, sonradan aynı taşınmazdan davalı Kooperatifin 02.04.2008 tarihinde pay satın aldığını, müvekkili kooperatifin yasal önalım hakkına sahip olması nedeniyle davalı adına oluşan payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili dava konusu taşınmazda davalı kooperatifin davacı ile aynı gün pay satın aldığını, tapuda gösterilen satış bedelinin gerçek satış bedeli olmadığını pay devrinin asıl nedeninin satış değil, önceki malikler ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, taşınmazın fiilen taksim edildiğini ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacının dava konusu taşınmaza, aynı gün saat farkı ile daha önce (davacının 02.04.2008 günü saat 11.29' da, davalının 02.04.2008 günü saat 15:32' de) malik olduğu, ancak davalı tarafın Tapu Sicil Müdürlüğüne satış ve intikal için başvurusunun davacıdan bir gün önce, yani 01.04.2008 tarihi olduğu, işlemin niteliği ve çokluğu, işlemi yapan idarenin kendi iç işleyişi, görevlendirmesi nedenlerle işlemin 02.04.2008 günü saat 15:32' de tamamlanmış olabileceği anlaşıldığından, davacı tarafın taşınmaza daha önce iyiniyetle malik olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce;“…davacı dava konusu 3244 ada 6 parselde 2.4.2008 tarihinde saat 11.29' da hissedar olmuş, davalı ise aynı gün saat 15.32'de hisse satın almıştır. Bu durumda davacı, davalıdan daha önce taşınmazda hissedar olduğuna göre önalım hakkının doğduğunun kabulü gerekir. Mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Yerel Mahkemece; önceki gerekçeler yanında bozmada işaret olunan esasa ilişkin değerlendirmelere de yer verilerek “…taşınmaz maliklerinden ... ile davalı Kooperatif arasında 31.10.2007 tarihli noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış olmasına rağmen, aynı parsel maliki ... ile davacı kooperatif arasında bu tarihten 23 gün sonra 23.11.2007 tarihinde aynı parsele ilişkin yeni bir düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, davalı ile yapılan sözleşmenin, davacı ile yapılan sözleşmeden daha önce imzalandığı,
her nasılsa davacının tapudaki işleminin davalının işleminden önce tamamlandığı, bu durumun tapu dairesindeki memurların işlemi yapma konusundaki taraflardan birine öncelik vermesi, işlemin çokluğu gibi davalıdan kaynaklanmayan bir nedenden kaynaklanmış olabileceği, davacının bundan haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davacının amacının gerçekte taşınmazın tamamına sahip olmaya yönelik bulunduğu ve davranışının aynı Kanunun 2.maddesi kapsamında kötüniyetli olduğu, 4721 sayılı TMK’nun 732 ve devamı maddelerindeki amacın somut olay yönünden gerçekleşmediği, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş;
bu karar direnme olarak adlandırılmıştır.
Davacı vekilinin temyizi üzerine, Hukuk Genel Kurulu’nca; karar “…arsa sahibi dava dışı ...’in davacı ve davalı Kooperatifler ile ayrı ayrı noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmeleri imzaladığı; mahkemece anılan sözleşmelerin geçerli olup olmadığı hususunun araştırılmadığı ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen pay devrinin durumunun değerlendirilmediği; her ne kadar eldeki davanın önalıma ilişkin olması ve niteliği gereği bu irdelemenin yapılmasının gerekmediği yönünde görüşler ileri sürülmüşse de çoğunluğun buna katılmadığı;
önalım hakkının kullanılması için gerçek bir devir bulunması gereğinden hareketle mahkemenin bu konu üzerinde durmamasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı; mahkemece yapılacak işin; dava dışı arsa sahibi ...’in, davacı ve davalı Kooperatifler ile ayrı ayrı imzaladığı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin geçerli olup olmadıklarını belirlemek ve önalım hakkının ancak gerçek satışlarda kullanılabileceği nazara alınmak suretiyle önalım hakkının doğup doğmadığına karar vermekten ibaret olduğu” şeklinde değişik gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekilinin, Hukuk Genel Kurulu kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunması üzerine,Hukuk Genel Kurulu tarafından; davacının, davalıdan daha önce taşınmazda hissedar olduğu, bu nedenle önalım hakkının doğduğu kabul edilerek önalım hakkının var olduğu tespit edildikten sonra, karar düzeltme istemine konu Hukuk Genel Kurulu kararında “direnme” olarak kabul edilip; esasa ilişkin gerekçeleri incelenerek “değişik gerekçeyle bozma” ya konu edilen mahkeme kararının gerçekte 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429/3.maddesi anlamında direnme kararı olmayıp;
bozma kararından esinlenilerek değişik gerekçelerle oluşturulmuş yeni bir hüküm olduğu,kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenme görevinin Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daireye ait olduğu anlaşıldığından karar düzeltme isteminin kabulü ile görevine girmediği halde yeni hükmü inceleyip, esasa ilişkin temyiz itirazlarını inceleyen Hukuk Genel Kurulu’nun sehve dayalı 23.06.2010 tarih ve 2010/6-341 Esas ve 2010/346 Karar sayılı esasa ilişkin bozma kararının kaldırılarak; dosyanın bu yeni hükme ve işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere görevli bulunan Özel Daireye gönderilmesine..." karar verilmiştir.
Dosyanın Hukuk Genel Kurulunca, yerel mahkemece verilen 21.10.2009 tarihli hükme yönelik temyiz itirazları incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Dairenin 23.6.2009 tarihli bozma ilamında ve Hukuk Genel Kurulunun yukarıda yazılı kararında da açıklandığı üzere davacının davalıya göre saat farkı ile daha önce paydaş olması davacının önalım hakkını kullanmasına engel değildir. Kanunun verdiği bir hakkın kullanılması nedeniyle yani daha önce pay sahibi olan davacının önalım hakkını kullanmasında davacının kötüniyetli olduğu ileri sürülemez.
Dairemizin 17.3.1977 gün ve 1810-2111, 25.9.1979 gün ve 7652-6917 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Bu nedenle Mahkemenin direnme kararında önceki gerekçe yanında, "....davacı kooperatifin davalı kooperatifin katkarşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı yer ile ilgili olarak 23 gün sonra aynı malik-paydaşla ikinci bir sözleşme yaptığı,davacı kooperatifin kötüniyetli olduğu..." şeklindeki gerekçesi yerinde değildir.Bu nedenle Mahkemece, işin esasına girilerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/365, K. 2011/4850, 14 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama