KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/3913 E., 2011/5325 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; davaya konu ve satışına karar verilen taşınmaza ait tapu kayıtlarının incelenmesinden, taşınmaz üzerindeki evin davacı ... ile davalılardan hükmü temyiz eden ...'e ait olduğuna dair beyanlar hanesinde şerh bulunmaktadır. Mahallinde yapılan keşif sırasındada bu evin varlığı ve değeri bilirkişilerce belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece yukarıdaki esaslar gözönünde bulundurularak tapudaki şerh nedeniyle aidiyeti adı geçen kişilere ait olduğu ihtilafsız bulunan binanın, toplam taşınmaz değerine isabet eden yüzde oranının ne miktar olduğu tespit olunarak bu oran doğrultusunda satış bedelinin dağıtımına karar verilmesi gerekirken,
yazılı gerekçe ile tapu ve veraset ilamındaki paylar doğrultusunda satış bedelinin dağıtımına karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre; 492 Sayılı Harçlar Yasasının mükerrer 138. maddesi sonuna eklenen fıkra gereğince 31.12.2009 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Harçlar Yasasının genel tebliğinin 1 sayılı tarifesine karar ve ilam harcı bölümündeki açıklığa ve artırma oranına göre satış bedeli üzerinden, karar tarihi itibariyle binde 9,9 nisbi karar harcı alınması gerekirken, %09 oranında harç alınması da doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/3913, K. 2011/5325, 26 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama