KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/4181 E., 2011/6612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
604 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle, gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine, belli günde temyiz eden davalı vekili Av. ... ve Av.... geldiler. Davacı vekili Av.... gelmedi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının dava konusu payın ilişkin bulunduğu 6 No’lu parselin paydaşlarından olduğunu, davalının bu taşınmazda davacıdan habersiz 6.1.2010 tarihinde 2 / 9 pay satın aldığını, bu pay satışının davacıya noter aracılığı ile bildirilmediğini, davalının önalım hakkını kullanmasını engellemek için satış bedelini tapuda muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, yapılacak keşif sonucu bu durumun ortaya çıkacağını, davacının gerçek satış bedeli üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın haksız ve dayanaksız açıldığını, yasal önalım hakkı açısından davacının tapuda gösterilen bedel üzerinden önalım bedelini depo etmesi halinde davaya diyeceklerinin olmadığını, ancak bedelde muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, tapuda gösterilen değerin belediye rayicinin dahi altında olduğunu, davalının aynı m2 değeri üzerinden davacının payını da alabileceğini, davacının payını satmaya yanaşmaması halinde tapudaki bedel üzerinden önalım hakkını kullanmasının gerektiğini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile, bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında, kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş, bu payı satın almak isterken, tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince ; dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 6 parsel No’lu parselin paydaşlarından ... ve ...’in taşınmazdaki 1 / 9’ar paylarını 18.500’ar TL'dan, toplam 37.000 TL bedelle 6.1.2010 tarihinde davalıya satması üzerine davacı tapuda satış bedelinin yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedelinin 18.000 TL olduğunu iddia ederek önalım davası açmıştır.
Davalı ise cevap dilekçesinde tapuda gösterilen bedelin depo edilmesi halinde davayı kabul ettiklerini bildirmiştir. Mahkeme 1.7.2010 tarihli oturumda davacı vekiline taşınmazın satış bedeli ve tapu harç ve masraflarını depo etmesi için gelecek oturum olan 30.9.2010 tarihine kadar süre vermiş, davacı vekili de iddia ettiği bedel üzerinden önalım bedelini 19.856 TL olarak 30.9.2010 tarihinde yatırmıştır.
Davalı vekili 8.12.2010 tarihli oturumda önalım bedeline bir diyeceklerinin olmadığını, davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir. Davalı gerek cevap dilekçesinde, gerek yargılama sırasındaki beyanlarında davayı tapuda gösterilen değer üzerinden önalım bedelinin depo edilmesi halinde kabul ettiğini belirtmektedir. Davacının bedelde muvazaa iddiasının kabul edildiğine ilişkin bir kabulü bulunmamaktadır.
Diğer yandan mahkemece her ne kadar davalı vekilinin 8.12.2010 tarihli oturumdaki beyanı davanın kabulü olarak değerlendirilmiş ise de, söz konusu beyan davalı vekiline okunarak HMUK’nun 151 / 5 maddesi gereğince imzası alınmadığından, davanın kabulü olarak benimsenmesi hatalı olmuştur.
Bu durumda, mahkemenin davacının bedelde muvazaa iddiası konusundaki delillerinin, varsa davalının karşılık delillerinin sorulup toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/4181, K. 2011/6612, 13 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama