KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/7057 E., 2011/11640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davaya konu tarla niteliğinde ve 27.750 m2 büyüklüğündeki 539 No’lu parselin toplamda ¼’e tekabül eden değişik oranlardaki payları paydaşlar ....,...,..., .... ve .... adına kayıtlı iken adı geçen paydaşların paylarını 04.10.2007 ile 25.01.2008 arasında değişik tarihlerde davalılara satmaları üzerine süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Bir kısım davalılar vekili ise davaya konu taşınmazın paydaşlar arasında fiilen taksim edildiğini, fiili taksim durumunda önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, fiili taksim savunmasına değer verilerek davanın reddine karar verilmiştir
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
İncelenen tapu kaydına göre davaya konu taşınmaz, ortak miras bırakan ... adına kayıtlı iken adı geçenin 15.08.1980 tarihinde ölümü ve sonrasında 28.09.2007 tarihinde yapılan intikal işlemi ile paylı mülkiyet hükümlerine göre mirasçıları adına tescil edilmiştir.
30.09.2009 tarihli keşiften sonra ibraz edilen bilirkişi raporunda, davaya konu 539 nolu parselin belirgin şekilde dört parçaya bölünerek kullanıldığı, satın alınan payların ise davalıların beyanına göre A harfi ile gösterilen bölümde kaldığı belirtilmiştir.
Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda ise; tanıkların dava dosyasında bulunan ifadelerinin incelenmesi sonucunda; satışa konu payların tamamının A ile işaretli bölümde kaldığı, davacının payının krokide B harfi ile gösterilen bölümde kaldığı, diğer paydaşlara ait payların ise C ve D ile gösterilen bölümlerde kaldığı, bu şekilde taşınmazların hissedarlarca fiilen taksim edildiği belirtilmiştir.
Mahkemece fiili taksim konusunda beyanlarda bulunan tanıklar yapılan keşif sırasında taşınmaz başında değil, duruşmada dinlemişlerdir. Duruşma dinlenen bu tanıklardan önalım hakkına konu 1/32 payı davalı ...’a satan ve satış sözleşmesinin tarafı olan...., taşınmazın fiilen dörde taksim edildiğini, kendisine düşen payın davacıya ait pay ile aynı yerde olduğunu bildirmiştir.
Öte yandan diğer davalı tanıkları ise parsel numaralarını bilmediklerini ancak davaya konu yerde, tarafların ortak miras bırakanı ....’a ait 27.750 m2 ve kardeşi.’a ait 40.500 m2 büyüklüğünde iki parça taşınmaz olduğunu, bunlardan 27.750 m2’lik yerin ....’un ölümü ile davacı ...’a kaldığını bu yer üzerinde hiçbir taksim yapılmadığını,....’a ait yerin ise mirasçıları arasında 10-15 yıldır bölünmüş haliyle kullanıldığını bildirmişlerdir.
Fiili taksime ilişkin bilirkişi raporunun dosyadaki tanık beyanları ile örtüşmediği bellidir. Taşınmazın kimlerce ne şekilde bölündüğü ve bölünen parçalardan hangi paydaşa nerenin isabet ettiği konusunda duraksama oluşmuştur.
Bu nedenle yapılan inceleme ve araştırma, alınan bilirkişi raporu belirtilen tereddüdü açıklığa kavuşturmaya yeterli görülmediğinden mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak, taraf tanıkları da taşınmaz başında dinlenmek suretiyle, fiili bölünmeye esas önceki bilirkişi raporu tanık beyanları ile denetlenmek suretiyle yeni bir bilirkişi raporu alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/7057, K. 2011/11640, 26 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama