KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/7824 E., 2011/11955 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacılar ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, iki adet taşınmazdaki paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, paydaşlığın satılarak giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili ve davacılar ..., ... ile davalılar vekili tarafından ayrı, ayrı resen temyiz edilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacılar ve davacı vekili ile davalılar vekilinin 117 ada 4 parsele ilişkin hükmün esasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, ancak, 492 Sayılı Harçlar Yasasının mükerrer 138.maddesinin sonuna eklenen fıkra gereğince 31.12.2009 günlü Resmi gazetede yayımlanan Harçlar Yasası Genel Tebliğinin 1 sayılı tarifesine göre taşınmazın satış bedeli üzerinden %09,9 (binde9,9) nisbi karar harcı alınması gerekeceği gözönünde tutulmaksızın %09(binde 9) harç alınması doğru değilse de, bu yüzden hükmün bozularak yeniden yargılama yapılmasında yarar görülmediğinden,
hüküm fıkrasındaki harç kısmının çıkartılarak yerine %09,9 (binde 9,9) harcın payları oranında paydaşlara aidiyetine ibaresinin eklenmesine ve 6100 Sayılı HMK.'ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 438.maddesi gereğince hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
2-)Davacı ... vekili ile davacılar ..., ... ve davalılar vekilinin dava konusu 116 ada 4 nolu parsel yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince davacılar ..., ... ve ..., dava konusu edilen 116 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki üç katlı betonarme binanın kendileri tarafından yapıtırılması nedeni ile kendilerine ait olduğunu, davalıların bu bina üzerinde hiçbir hakları bulunmadığını, değere göre oran kurulması gerektiğini beyan etmişlerdir.
Davalılar vekili söz konusu bu binanın kendilerinden habersiz olarak yapıldığından tüm mirasçılara ait olduğunu bildirerek satış parasının tüm paydaşlara payları oranında dağıtılmasını istemiştir. Dava konusu edilen ve satışına karar verilen 116 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat konusunda tapuda şerh olmadığı gibi, taraflar arasında oluşan bir ittifak da bulunmamaktadır.
Bu durumda oran kurulmadan bütünleyici parçanın (muhtesatın) arzla birlikte satışına karar vermek gerekirken bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan satışına karar verilen 116 ada 4 parselde davalılardan ... paydaş olmadığı halde satış bedelinden ona da pay verilmesi ve satış bedeli üzerinden %09,9 oranında nisbi karar harcı alınması gerekirken %09 oranında harç alınması isabetsiz olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/7824, K. 2011/11955, 31 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama