KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2011/8618 E., 2011/13384 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava önalım hakkına konu payın iptali ve davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda; davaya konu tarla niteliğindeki 104 No’lu parselin 7/1024 payı Ahmet Demir adına kayıtlı iken adı geçenin 04/12/2010 tarihinde payını 4.000 TL bedelle davalıya satması üzerine süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalının yöntemine uyun tebligata rağmen duruşmaya gelmemesi ve savunma yapmaması üzerine mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı her ne kadar duruşmaya gelmemiş ise de temyiz dilekçesinde taşınmazın paydaşlar arasında fiilen taksim edilerek bölüşüldüğünü her paydaşın fiili taksim neticesinde kullandığı yerin belli olduğunu savunmuştur. Yukarıda yapılan açıklamaya göre fiili taksim savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir nitelikte olup mahkemece bu husus üzerinde durularak davalının fiili taksime ilişkin delillerinin sorulup toplanması, varsa davacının karşı delillerinin istenmesi, ondan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/8618, K. 2011/13384, 30 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama