KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/10707 E., 2012/13420 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Paydaşlığın giderilmesi
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar, kayyım tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir parça taşınmazda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince; davaya konu taşınmaz üzerinde mevcut kagir evin davacıya ait olduğu davacı tarafından ileri sürülmüş ise de, bu konuda davalı kayyım vekilinin bu iddiaya karşı beyanı alınmamış aksine davalı vekilince temyiz dilekçesinde mülkiyet iddiasının kabul edilmediği açıklanmıştır. Bu durumda, tapu kayıtlarında aidiyete ilişkin herhangi bir şerh olmadığı gibi, davalı tarafın da açık kabulü bulunmadığından, az yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda taşınmazın muhdesatla birlikte satılarak, satış bedelinin paydaşlara tapudaki payları oranında dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken bütünleyici parça olan eve düşen oran hesap edilerek bu bedelin davacıya verilmesi şeklinde satış kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/10707, K. 2012/13420, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama