KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/10883 E., 2012/17217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralayan tarafından ödenen apartman aidatının kiracıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının kira sözleşmesine göre apartman giderlerinden sorumlu olmasına rağmen 4027 TL'lik apartman gideri borcunu yönetime ödemediğini, apartman yönetiminin bunu talep etmesi üzerine müvekkili tarafından ödendiğini ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiş, davalı, kiralananı 30/06/2009 tarihinde tahliye ettiğini, davacının taşınmazı sattığını, borcun hangi aylara ilişkin aidat borcundan kaynaklandığının belli olmadığını, ödeme ile ilgili ihtar gönderilmediğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında çekişmesiz olan 10/07/2005 başlangıç tarihli bir yıl süreli sözleşmenin birinci maddesinde kapıcı, elektrik, su ve ait giderlerinin kiracıya ait olduğu kararlaştırılmış olup, kiralananın 30/06/2009 tarihinde tahliye edildiği de uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda davalı kiracı 30/06/2009 tarihine kadar olan aidat bedellerinden sorumludur.
Davaya dayanak oluşturan Muğla 2. İcra Müdürlüğünün 2010/4947 sayılı takip dosyasında dosyasında başlatılan icra takibinde; ödenmemiş aidat borcu olarak 4027 TL alacak istendiği, takip talebi ekinde 05/01/2010 tarihinde yapılan 4027 TL ödemeye ilişkin banka dekontunun da eklendiği, borçlunun süresinde yaptığı itiraz ile takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece kiralananın bulunduğu apartmana ait işletme defterleri ile karar defteri getirtilerek dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 25/07/2011 tarihli bilirkişi raporunda; davalının 31/12/2008 tarihi itibariyle birikmiş aidat borcunun 4320 TL olduğu, bunun 2778 TL'lık kısmınının çek ile ödediği, kalan aidat borcunun 1542 TL olduğunun 2008 yılı işletme defterinin kapanış sayfasına yazıldığı, 2009 yılı işletme defteri kapanış sayfasında birikmiş aidat borçlarının tamamının 3694 TL olduğunun belirtildiği,
tahliye 30/06/2009 tarihinde gerçekleştiğinden bu tarihten sonraki temmuz ağustos ayları aidat miktarı düşüldükten sonra 30/06/2009 tarihi itibarıyla toplam borç miktarının 3354 TL olduğu, kat malikleri kurulu toplantılarına davalının katılmadığı kararların da tebliğ edilmediğinin belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece her ne kadar bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda 2008 yılı sonu itibarıyla kalan aidat borcunun 1542 TL olduğu belirtilmesine rağmen 2009 yılında tahliye tarihine kadar olan 6 aylık aidat borcu toplandığında nasıl 3354 TL miktarına ulaştığı değerlendirilmemiş ve aradaki farkın nereden kaynaklandığı açıklanmamıştır. Bu sebeple bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu söylenemez.
Mahkemece apartman işletme defterleri ve apartman yönetimince deftere işlenen borç kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, aidata ilişkin davalı borcunun ay ay gösterilmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporundaki yukarıda açıklanan çelişkili durum ve belirsizlik giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/10883, K. 2012/17217, 24 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama