KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/11054 E., 2012/14268 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde temyiz eden davalılar vekilleri Av. ... ,... geldiler. Davacı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçelerinde, müvekkillerinin paydaşı olduğu 75 parsel No’lu taşınmazda davalıların diğer paydaşların paylarını 20.5.2010 ve 21.5.2010 tarihlerinde satın aldıklarını 23.6.2010 tarihinde öğrendiklerini, satışların davacıların bilgi ve rızası dışında yapıldığını, davacıların önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalılar adına kayıtlı payın iptali ile müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
Davalılar vekili müvekkillerinin dava konusu edilen payları satın almadan önce taşınmazın paydaşlarının ve paydaş olmayanların köyde bir toplantı yaptıklarını, bu toplantıda davalıların satışa çıkarılan paylara talip olduklarını, bu hususun davacılar da dahil olmak üzere tüm paydaşlarca kabul gördüğünü, davacıların önalım haklarını kullanmayacaklarını beyan ettiklerinden satış bedelinin tapuda düşük gösterildiğini, şimdi ise davacıların kötü niyetle dava açtıklarını, diğer yandan taşınmazın çok büyük alanlı olup, yıllardan beri paydaşlar arasında fiilen ve rızaen taksim edilerek kullanıldığını,
taşınmazda kullanılan hisselerin çok açık şekilde belli olup ayrı ayrı tasarruf edildiğini, yapılan taksimin taşınmaz üzerinde taş setlerle, duvarlarla ve çitlerle somutlaştırıldığını, fiilen taksim edilen taşınmazlardaki pay satışlarına yönelik olarak önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir. ./..
Olayımıza gelince; davacıların paydaşı olduğu 75 No’lu parselde bulunan ve dava konusu edilen paylar davalılar tarafından 20.5.2010 ve 21.5.2010 tarihlerinde taşınmazın bir kısım paydaşlarından satın alınmışlardır. Bu pay satışı üzerine davacılar tarafından öğrenme tarihine göre yasal süresi içinde açılan önalım davasında davalılar taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığı savunmasında bulunmuşlardır.
Bu konudaki uyuşmazlığa ilişkin olarak da her iki taraf dinlenmesini istedikleri tanıklarının listesini mahkemeye bildirmişlerdir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sırasında da, yerel bilirkişilerin yanı sıra sadece her iki tarafın birer tanığı dinlenmiş, bu beyanlar doğrultusunda hazırlanan teknik bilirkişi raporu çerçevesinde de taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanılmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalıların savunması özünde fiili taksime ve önalım hakkının kötü niyetle kullanıldığına yöneliktir. Yukarıda açıklandığı üzere taşınmazın taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir.
Bu durumda mahkemece tarafların taksim savunmasına ilişkin gösterdikleri diğer tanıkları da dinlenerek, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/11054, K. 2012/14268, 6 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama