KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/11634 E., 2012/14705 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
772 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak müdahil davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı ... vekili Av. ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,karar davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin fiili taksim olgusuna yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda, paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyetin oluşması ile doğar ve satışla kullanılabilir hale gelir. Yasadan doğan bu hak bazı istisnai hallerde kullanılamaz. Örneğin, taksım,bağışlama ve olayımızda olduğu gibi eylemle kullanma durumunun gerçekleşmesi halinde cereyan etmez.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Osmaniye ili Kadirli ilçesi ... köyü 166 ada 54 parsel sayılı taşınmazda ... ile birlikte 1/2'şer hisse sahibi iken ...'nın taşınmazdaki 1/2 hissesini 06/09/2010 tarihinde 15.000,00 TL bedelle tapuda hissedar olmayan davalıya devrettiğini belirterek MK’nun 732.mad. gereğince davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar
verilmesini talep etmiştir. Dava konusu pay yargılama sırasında yeniden bayine dönmüş ve dava yeni paydaş ...'ya yöneltilmiştir. Davalı ... vekili,cevap dilekçesinde,dava konusu pay üzerindeki ev ve müştemilatlar için açılan Kadirli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/354 esas sayılı tapu iptali ve tescil davasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini,davalı ...'nın ... ...'nın 2.eşi olması ve müşterek çocuklarının miras payına istinaden payın devredilmesi nedeniyle önalım davası açılamayacağını,davacı ile payı satan ve daha sonra tekrar payı satınalan davalı ... arasında taşınmazın fiilen taksim edildiğini ve herkesin kendi payını kullandığını,davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece mahallinde yapılan keşif,bilirkişi raporları ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazın yaklaşık 15-20 yıldır davacı ile davalılar Dovan ve 2.eşi ... tarafından fiilen iki parça halinde kullanıldığı, ancak taşınmazın kuzey tarafındaki daha düzlük ve verimli olan alanı davalının almak istemesi,güneydeki boz kısmı da davacıya vermek istemesi nedeniyle davacının davalının teklifini kabul etmediği,fakat 15-20 yıldır davalının taşınmazın şu an zeminde sürülü halde bulunan kuzey bölümünü tarım arazisi olarak kullandığı,taşınmazın bunun dışında kalan ev, bahçe ve tarla bölümünü ise davacı tarafın kullandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan gözlem,yerel bilirkişi ve tanık beyanları davalının fiili taksim savunmasını doğrular niteliktedir. Mahkemece her nekadar “bu iki parçanın birbirinden farklı özellikleri bulunup tarıma elverişli ve verimli bulunan bölümün davalı,diğer kısmın davacı tarafın kullanımında bulunduğu; bu şekildeki bir paylaşımın, rızai bir taksime değil davalı ...'ın dayatmasına dayandığı, davacının bu paylaşıma yönelik şikayet ve yeni taleplerini davalıya bildirdiği,
yine yaklaşık 6 yıl önce yine araya bir takım aracılar sokarak bu yöndeki talebini davalıya ilettiği ancak davalının bunu kabul etmediği,yine 2005 yılında tamamlanmış olan kadastro çalışmalarında taşınmazın ayrı parseller değil bir parsel olarak tespit ve tescili yapılmasına rağmen tarafların buna itirazlarının bulunmadığı,
bu şekilde ortada önalım hakkını engelleyecek mahiyette rızai ve/veya fiili bir taksimin kabul edilemeyeceği” gerekçesiyle fiili taksim olgusunun bulunmadığı kabul edilmiş ise de, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere taşınmaz üzerinde bulunan eski evde davacı 15-20 yıldır ikamet etmektedir,davalı da davacının açık rızası olmasa da 15-20 yıldır kuzey kısmı kullanmaktadır.
Bu durumda davacı ve davalı arasında kendine özgü bir kullanım biçimi geliştirildiği, ortada hukuken geçerli olmasa bile eylemli bir bölüşme söz konusu olduğu kabul edilmelidir. Taşınmaz fiilen taksim edilerek kullanıldığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/11634, K. 2012/14705, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama