KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/4175 E., 2012/10132 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tazminat
Karar Metni
760 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesi uyarınca kiralananın teslim edilmemesi nedeniyle peşin ödenen kira parası ve yoksun kalınan karın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı ve davacı tarafından temyiz edilmiştir
1-Dosya kapsamına toplanan delillere, deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalı ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının yoksun kalınan kâra ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı dava dilekçesinde dava konusu kiralananın 5.10.2008 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraladığını, kiralananın 5.10.2008 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, 5.10.2007 tarihinde peşin iki yıllık kira parası olarak 36.000 TL, daha sonra davalının isteği üzerine 4.000 TL daha göndermek sureti ile 40.000 TL kira parası ödediğini, ancak kiralananın teslim edilmediği gibi satışa çıkarıldığını, bu nedenle peşin ödenen 40.000 TL kira parasının ve teslim tarihinden itibaren 60.000 TL yoksun kaldığı karın davalıdan alınmasını istemiştir.
Davacı ayrıca 15.5.2009 tarihinde dava açıldıktan sonra peşin ödenen 36.000 TL kira parasının tahsili amacı ile davalı hakkında takip başlatmış, kira parası 22.1.2010 tarihinde yargılama sırasında icra dosyasına ödenmiştir. Davacı 27.12.2010 tarihindeki oturumda 36 000 TL alacağın icra dosyasına ödendiğinden bu alacağından vazgeçmiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece 43660 TL yoksun kalınan karın tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Tam iki yanlı (karşılıklı) sözleşmelerde, yanlardan her biri hem alacaklı ve hem de borçlu durumundadır. Bu nitelikteki bir sözleşmede, borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için, BK. md. 81'e göre, bir yanın kendisine düşen borcu yerine getirmiş olması ya da yerine getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildirmiş bulunması gerekir. Böyle bir durumda, edimini yerine getirmiş olan ya da getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildiren yana, alacaklı ve henüz edimini yerine getirmeyen yana da borçlu denir. İşte, tam iki taraflı (karşılıklı) sözleşmelerde borçlunun temerrüdü durumunda, alacaklıya BK.nun 106.maddesi ile aşağıda yazılı olanaklardan birini seçmek yetkisi tanınmıştır:
a) Edimin (borcun) aynen yerine getirilmesi ve gecikmeden dolayı uğradığı zararın tazminini istemek,
b) Edimin aynen yerine getirilmesini reddederek, uğradığı olumlu (müsbet) zararın tazminini istemek, ya da
c) Edimin aynen yerine getirilmesini reddederek sözleşmeden dönerek (akdi fesh etmek) ve olumsuz (menfi) zarar için tazminat istemek,
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin, tam iki yanlı bir sözleşme olduğunda duraksama söz konusu değildir. Önemle vurgulayalım ki, kiraya veren teslime iliskin borç yükümünü zamanında yerine getirmez ıse, burada, BK. md. 106 vd. uygulama alanı budur. (Bkz. Prof. Dr. Haluk TANDOĞAN, Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, C. I, Yıl: 1974, sh. 354)
Olayımızda, davada dayanılan ve hükme esas alınan 3.4.2008 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın zamanında teslim edilmemiş olması da tarafların kabulündedir.
Dava konusu olayda, davacı, peşin ödenen 40.000 lira kira parasının geri verilmesine ilişkin iradesini davalıya yöneltmekle, BK. md. 106'da ki seçimlik hakkını (yetkisini) sözleşmeden dönme yolunda kullandığının kabulü gerekir. Öyleyse, davacı kiracı, sözleşmeden dönmekle, bu sözleşme ilişkisi, geçmişe etkili olarak ortadan kalkmıştır. Dönme hakkı, bozucu yenilik doğuran haklardandır.
Gerçekten, bu hakkın (yetkinin) kullanılması, var olan bir hukuksal ilişkiyi ortadan kaldırır. Dönme ile sona eren sözleşme ilişkisi artık bir sonuç doğurmayacağı gibi önceden doğmuş borçlar da son bulacağından yanların, bozmadan önce birbirlerine verdikleri şeyler var ise, bunların karşılıklı olarak geri verilmesi gerekir. Bu duruma göre, davacının döndüğü kira sözleşmesine dayanarak davalıya ödediği kira parasının geri verilmesini istemekte haklıdır.
Ancak davacı, kira sözleşmesinden dönmekle bu ilişki geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı için olumlu (müspet) zararın kapsamında yer alan gelirden (kazançtan) yoksunluk isteyemez. Bu durumda mahkemece 60.000.TL gelirden (kazançtan) yoksunluk tazminat istemine ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekir.
3-Davacının peşin ödediği 36.000 TL kira bedeli yönünden isteğin reddine yönelik temyiz isteğine gelince;
Davacı dava dilekçesi ile birlikte peşin ödenen 40.000 TL kira parasının tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında başlatılan takip sonucu alacağın 36.000 TL'si tahsil edilmiş, davacı da alacağın 36.000 TL'sinden vazgeçtiğini belirtmiştir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiş ise de peşin ödenen kira bedelinin 36.000 TL.'sinin yargılama sırasında tahsil edilmesi sonucu konusuz kaldığından dolayı, davacı vazgeçmiş olduğundan, alacağın 36.000 TL si bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden dolayı bu miktar kira parası yönünden yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, tüm bu yönlerin gözden kaçırılması usul ve yasaya aykırı olup hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/4175, K. 2012/10132, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama