KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/4284 E., 2012/8684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahk.sıfatı ile
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde 14.380-TL bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ziynetlerin davalıda kaldığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, taraflar arasında görülen boşanma davası sırasında, davalının davacıya ait eşyaları vereceğini bildirdiği halde sadece şahsi eşyaları verdiğini, ziynet eşyalarının ise, Ankara'da bir kasada olduğunu bildirerek, ziynetlerin bedeli karşılığı 10.000.-TL lik bir senet verebileceğini söylediğini, ancak ziynet eşyalarını geri vermediği gibi bedelini de ödemediğini, bu nedenle ziynet eşyalarının aynen iadesini, olmadığı takdirde 14.380.-TL bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının boşanma aşamasında, eşyaların davalı tarafından verileceğinin bildirilmesi üzerine, eşyalarını almaya geldiği iddiasının doğru olmadığını, davacının davalıyı terk ettikten sonra boşanma davası dahi açmadan eşyaların derdine düştüğünü, davalıya telefon ederek eşyalarını almak istemesi üzerine, davalının istediği zaman eşyalarını gelip alabileceğini kendisine bildirdiğini, bu hususta polis tutanağının mevcut olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının evden kovulması, veyahut aniden evi terk etmesinin söz konusu olmadığı, ziynet eşyaları normal koşullarda ve hayatın olağan akışına göre kadının üzerinde bulunan, saklanabilir ve götürülebilir eşya niteliğinde olduğu bu nedenle ziynetlerin kocada kaldığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden, ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan, kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Olayımıza gelince; davacı kadın dava konusu ziynet eşyalarının elinden alınarak banka kasasına konulduğunu iddia etmiştir. Davalı bu durumu inkar etmiştir. Davacı ziynetlerin elinden alınarak davalı eşi tarafından banka kasasına konulduğunu, boşanma aşamasında bu ziynetler yerine kaim olmak üzere senet verileceği taahhüdünün verildiğini, dinlettiği tanıkların beyanı ile kanıtlamıştır.
Davalı ile davacının müşterek olarak oturduğu konuta eşyaları teslim almak üzere gelen davacı tanıkları bu konuşma ve eylemlere bizzat tanık olmuşlardır. Davacı tanıkları görgüye dayalı beyanları ile ziynetlerin banka kasasına konulduğu ve bunun yerine senet verileceğini açıkca bildirmişlerdir. Tanık beyanları ve dosya içeriğine göre, dava konusu ziynet eşyalarının davalıda kaldığının kabulü gerekir.
Mahkemece, davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde hatalı değerlendirme sonucunda, reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/4284, K. 2012/8684, 11 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama