KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/4379 E., 2012/8494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, iki adet taşınmazdaki paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, paydaşlığın satılarak giderilmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya bir kaçı diğer paydaşlara karşı açar. HUMK.nun 569.maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.nun 27.maddesi hükmüne göre davanın tarafları, müdahiller kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Mahkeme tarafları dinlemeden onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için uygun şekilde davet etmeden hüküm veremez. Davetin nasıl yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Tüzüğü'nde belirlenmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre, tebligat muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. İlanen tebligata ilişkin Tebligat Kanununun 28.maddesi hükmüne göre, kendisine usulüne uygun olarak tebligat yapılamayan, ikametgahı, meskeni veya işyeri adresi bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir.
Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmi veya özel kuruluş ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. Ayrıca ilan kendisine tebligat yapılacak kimsenin öğrenmesini teminen en uygun şekilde ulaşacağı umulan bir gazete ile yapılır ve tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine asılarak bir ay süre ile ilan edilir.
Olayımızda; davalılar ... (...), ... (...), ... (...), ... (...), ..., ... (...), ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...' in adresi tespit edilemediğinden ilanen tebligat yapılmış ise de, Tebligat Kanunun 29 ve tüzüğün 47/2 maddesi gereğince yeterli adres araştırması yapılmadığı gibi, tebliğ olunacak evrak ve suretinin mahkeme divanhanesinde bir ay süreyle asıldığına dair belgeye de rastlanılamadığından tebliğ işlemi usulüne uygun değildir.
Bu durumda, Tebligat Kanunu’nun 29 ve Tebligat Tüzüğü’nün 47. maddeleri gereği usulüne uygun şekilde ilanen tebligat yapıldığından söz edilemez. Ayrıca ilanen tebligatın geçerli olması için muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi öncelikle araştırılmalıdır.
Mahkemece, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatinin yukarıda açıklanan esas ve usuller dairesinde, yöntemine uygun şekilde tüm tapu maliklerine, ölen maliklerin ise davaya dahil edilecek mirasçılarına tebliğ edilmek ve buna göre taraf teşkili sağlanmak suretiyle işin esasına girilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/4379, K. 2012/8494, 6 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama