KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/4473 E., 2012/8349 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Dava türü
- İtirazın İptali
Karar Metni
811 kelime·4 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkeme itirazın kısmen iptaline karar vermiş, hüküm davalılardan kiracı davalı ....Şirketi ile kefil ... vekili ve katılma yolu ile davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve Takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekili ve davalılar ... Lens Optik Ltd. Şti. ile müteselsil kefil ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili, davalı ile iki ayrı işyeri için iki ayrı kira sözleşmesi imzalandığını, kira parası ödenmediği için sözleşmede bulunan muacceliyet koşulu gereği icra takibi yapıldığını, icra takibine haksız olarak itiraz edildiğinden itirazın iptali ile takibin devamı % 40 icra tazminatının davalılardan tahsilini istemiştir. Davalı kiracı ... Lens Optik Ltd.
Şti.ve kefil ... vekili, sözleşmede kefil olarak imzası bulunan müşterek müteselsil kefil ...’ın şirketin yetkilisi olarak 15.08.2007 başlangıç tarihli iki ayrı kira sözleşmesi imzaladığını, kiralayan tarafından 29.05.2008 tarihli tahliye taahhüdü nedeni ile ...
İcra Müdürlüğünün 2008/8821 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, tahliye emrinin kesinleşmesi üzerine kiralananlar tahliye edilecekken, kiralayanın şifahi olarak tahliye edilmesini istemediğini ve aylık 900-TL bedel ile kiracı olarak kalınmasını istediğini, 900-TL bedelli şifahi olarak anlaşılan yeni kira sözleşmesi ile kiracı olarak kalmaya devam ettiklerini, her iki kiralanan için ödemelerin aksatılmadan 900-TL üzerinden devamlı ödendiğinden ve günü gelmediği halde istemeye hakkı bulunmadığı halde sonraki ayların kira parasının da talep edilmesinin ekonomik olarak mahvına neden olacağını, davanın reddini savunmuştur.
Takibe dayanak yapılan, hükme esas alınan ... Mahallesi ... Caddesi ... ve ... nolu işyerleri için ayrı ayrı 15.08.2007 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli, kira sözleşmeleri yapıldığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her iki kira sözleşmesinde de aylık kira bedeli net 600-TL olup, her ayın en geç 15.günü ödeneceği 2. ve 3. yıl en az % 20 oranında arttırılacağı düzenlenmiştir.
Sözleşmelerin özel koşullar bölümünün 3/a maddesinde kira bedellerinden herhangi birinin tamamının veya bir kısmının süresinde ödenmemesi durumunda kira dönemi sonuna kadarki kira bedellerinin tamamının muacceliyet kesbedeceği, 5.maddesinde ise kefilin kefaletinin 5.000-USD üzerinden 10 yıl süre boyunca devam edeceği hükmü bulunmaktadır. Kira sözleşmelerinde yer alan bu koşullar geçerli olup, tarafları bağlar.
Her iki kiraya verilen yerin anahtarları icra dosyasına 06.05.2009 tarihinde teslim edilmiş ve anahtarlar kiralayan tarafından 18.05.2009 tarihinde icra dosyasından alınmıştır. İcra dosyasına teslim edilen anahtarların alınması için kiralayana tebligat gönderilmediğinden kiralananların tahliye tarihinin davacı tarafından anahtarların alındığı 18.05.2009 olduğunun kabulü gerekir. Mahkemenin de kabulü zaten bu yöndedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kiralananların tahliye edildiği tarihe kadar ki kira parasının ödenip ödenmediği ve 18.05.2009 olan tahliye tarihinden sonraki süre için ödenmesi gereken kira alacağına ilişkindir. Davalının kiracı olarak kaldığı süreye ilişkin kira parasını ödediğini yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Kiralayanın 07.10.2008 tarihinde başlattığı icra takibine itiraz eden davalı talep edilen miktarlarda kira parasını ödediğini kanıtlayamamıştır.
Davalı kiracı kira süresi sona ermeden, kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshederek, kiraya verilen yeri erken tahliye ettiğinden, kural olarak kira süresinin sonuna kadar olan kira parasından sorumludur. Buna karşın davacının da, kendi üzerine düşen görevi yapması, yeniden kiraya verilebilmesi için gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi, Borçlar Kanunu’nun 98. maddesinin yollaması ile aynı kanunun 44. maddesi hükmü gereğidir.
Bu durumda davacının zararı, kiralananların erken tahliye edildiği tarihten itibaren aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira parasından ibarettir.
Mahkemece, yerinde keşif yapılıp, uzman bilirkişi aracılığıyla, kiralananın cinsi, özellikleri, konumu, bu nitelikteki taşınmazlara o bölgede duyulan ihtiyacın derecesi ve somut olaya özgü başka diğer özellikler çerçevesinde, kiralayanın gereken çabayı göstermesi halinde taşınmazları aynı koşullarla yeniden hangi süre içerisinde kiraya verebileceği, eş söyleyişle, aynı koşullarla yeniden kiralama için gereken makul sürenin ne olduğu Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla saptanmalıdır.
Davacı tarafından 39/C nolu işyerinin 18.05.2009 tarihinde tahliye tarihi ile aynı gün, 39/D nolu işyerinin ise 15.10.2009 tarihinde yeniden kiraya verildiği beyan edilmiştir.
Öncelikle mahkemece yeniden kiraya verilen taşınmazlara ait kira sözleşmelerinin ilgilisinden istenmesi, bu sözleşmelerdeki kira bedelleri de dikkate alınmak ve davacının tahliye tarihine kadar ödenmeyen kira alacağına ilişkin istemi de gözönünde bulundurulmak suretiyle yukarıda yöntemi açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılarak davalının sorumluluğunun saptanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan her iki kira sözleşmesinde imzaları bulunan müşterek ve müteselsil kefillerin kira sözleşmelerinde ayrı, ayrı 5.000-USD kira parası ile sorumlu oldukları yazılı olması nedeni ile her bir kiralanan taşınmaz için 5.000-USD olmak üzere iki taşınmaz için toplamda 10.000-USD kira parası ile her iki kefilin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları hususu gözönüne alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/4473, K. 2012/8349, 4 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama