KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/5995 E., 2012/10106 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Ortaklığın giderilmesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2-Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Öte yandan yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’nun 388.maddesi ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.'nun 297/2. maddesi uyarınca verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; satışına karar verilen 683 nolu parsel üzerinde muhtesat niteliğinde bazı yapıların olduğu keşfen belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda (C+E) harfleri ile gösterilen muhtesatların davacıya, (B) harfi ile gösterilen muhtesatın davalı ...’ya ve (D) harfi ile gösterilen muhtesatın davalı ...’a ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda Davalı ...’a ait muhtesatın taşınmazın toplam değerine oranı %12,07 olarak, davalı ...’a ait muhtesatın oranı da %20,34 olarak belirtilmiş olmasına rağmen raporun sonuç kısmında davalıların oranları birbirine karıştırılarak davalıların satış parasından alacağı
pay oranları hatalı şekilde tespit edilmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda muhtesatın ve arzın taşınmazın tümüne oranı belirlenerek bilirkişi raporuna atıf yapılmaksızın hükümde açıkça gösterilecek bu oranlar doğrultusunda satış bedelinin dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5995, K. 2012/10106, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama