KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/6222 E., 2012/12333 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece yargılama sırasında davaya konu pay davalı tarafından üçüncü kişiye devredildiğinden ve davacı tarafından da bu kişiye karşı dava açılmamış olduğundan davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Hüküm davalı tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş olup, talep tarihine göre HMUK'nun 433/2 maddesi gereğince 10 günlük süreye tabidir. Davacının temyiz dilekçesi davalıya 24.01.2012 tarihinde tebliğ olunmuş ve temyiz dilekçesi 10 günlük yasal süre geçtikten sonra 06.02.2012 tarihinde verilmiş olduğundan temyiz isteminin REDDİNE, karar vermek gerekmiştir.
2.Davacının Temyiz itirazlarına gelince; Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının HMK.nun 125.maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan davayı payı sonradan satın alan şahsa yöneltebileceği gibi mevcut davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirebilir. Bu nedenle davacıya seçimlik hakkını kullanması için önel verilmelidir. Önalım hakkına ilişkin payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir.
Bu gibi hallerde ilk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötü niyetin kanıtlanmasına gerek yoktur.
Olayımıza gelince; Davalı, önalım hakkına konu payını, 04.10.2010 tarihinde yargılama sırasında üçüncü kişi Tülay Öksüm'e trampa yolu ile devretmiştir. Bu durumda mahkemece davacıya yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda seçimlik hakkını kullanması için önel verilerek, davacının seçimlik hakkı doğrultusunda yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacıya bu yönde mehil verilmeksizin, son celse davacı vekilinin “yeni devralan malike karşı herhangi bir dava açmadık” şeklindeki beyanı, seçimlik hakkının kullanılması olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usule aykırıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/6222, K. 2012/12333, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama