KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2012/6894 E., 2012/11417 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Önalım
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve katılma yolu ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekilinin paydaş olduğu 98 ada 6 parsel sayılı taşınmazın ½ sini davalının 31.8.2009 tarihinde satın aldığını belirterek önalım hakkı nedeniyle payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı dava konusu payın baba oğul arasında hibe edildiğini, gerçekte satış olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını karı-kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.3.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda; davalı dava konusu taşınmazdaki payın hibe edildiğini savunmasına rağmen bu konuda bir araştırma yapılmamıştır. Öte yandan mahkemece fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu konuda da tarafların delilleri toplanmadan, gerekli araştırma yapılmadan sadece bilirkişi tarafından düzenlenen rapor esas
alınmak suretiyle karar verildiği görülmektedir. Bu durumda satıcı ve alıcı baba- oğul olduğundan mahkemece öncelikle yukarıda ilke kararlarında açıklanan yöntemlere göre olayda davalının savunduğu hibe olgusu üzerinde durulması, hibe olgusunun kanıtlanamaması halinde fiili taksime ilişkin bütün delillerin toplanması, keşif yapılarak taşınmaz üzerinde fiili taksim yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde noksan inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/6894, K. 2012/11417, 12 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama