KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2013/12713 E., 2014/4350 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2014
- Mahkemesi
- Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 15/11/2012
- Numarası
- 2011/303-2012/398
Karar Metni
354 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, kiracı tarafından açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin kar kaybına ilişkin temyiz itirazlarına gelince. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 9/9/2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Borçlar kanunun 249. maddesi uyarınca kiralayan kiralananı sözleşme ile amaçlanan kullanıma uygun bir biçimde teslim etmek ve bu halde bulundurmakla yükümlüdür. Ayrıca aynı Kanunun 253. maddesinde kiralayanın zapta karşı sorumluluğu düzenlenmiştir.
"Davalı kiralayan bir üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim yeni Türk Borçlar Kanununda 309. maddesinde paralel bir düzenleme getirilmiştir. Olayımızda davalı kiraya veren çilingir marifeti ile kiralanana girmiş ve kiracının taşınmazı kullanımına engel olmuştur.
Bu durumda haksız fesh edilen sözleşmeden dolayı davacı kiracının zararlarının tazmin edilmesi gerekir. Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmiştir. Ne var ki, BK.98. maddesi uyarınca, sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanması gereken, aynı kanunun 44. maddesi hükmüne göre, davacı kiracı da zararının artmaması için sözleşmenin feshi tarihinden itibaren aynı vasıfta işyerini kurmak ve aynı koşullarda bir yere taşımak konusunda gerekli çabayı göstermek zorundadır.
Mahkemece, sözleşmenin feshi tarihinden itibaren davacının aynı işi yapabileceği bir dükkanı bulabileceği makul sürenin bilirkişi marifetiyle tespiti ile bu süre için kazanç kaybına hükmetmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/12713, K. 2014/4350, 3 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama