KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2015/344 E., 2015/4007 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2015
- Mahkemesi
- İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 22/10/2014
- Numarası
- 2014/575-2014/961
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı alacaklı tarafından, davalı borçlular aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı borçluların itiraz etmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur. Mahkemece, istemin reddedilmesi üzerine karar davacı alacaklı vekili ve davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, taraflar arasında düzenlenmiş 03.03.2014 tarihli sözleşmeye dayalı olarak 10.04.2014 tarihinde yapmış olduğu icra takibi ile 2014 yılı Mart ayı kira parasının tahsilini istemiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden borçlu davalılar, kiraya veren alacaklının TBK 301. maddesi hükmüne uygun olarak kiralananı teslim borcunu yerine getirmediğini, kiralanan yerin kiracılardan H..
K..'a satışının vaat edildiğini, taraflar arasındaki satış vaadine ilişkin 21.02.2014 tarihli bağlanma parası sözleşmesinde belirtildiği gibi taşınmazın satış bedelinden ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu nedenle bir kira bedelinden söz edilmesinin mümkün olmadığını belirterek itiraz etmiştir. Davalı borçlular itirazında, icra takibinde dayanılan sözleşme altındaki imzalarını açık ve kesin olarak reddetmemişler ve kira bedeline karşı çıkmamışlardır.
Davalı borçluların bu şekildeki itirazı borca itiraz niteliğindedir. İİK.nun 269/2 maddesi hükmüne göre borçlu itirazında sözleşmeyi ve sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır. Davalı borçlular takibe itirazlarında açıkça ve ayrıca sözleşmedeki imzalarına ve alacağın miktarına karşı çıkmadığına göre kira ilişkisi ve takip konusu miktar kesinleşmiştir. Uyuşmazlıkta yargılamayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
Alacaklı davacının, itiraz üzerine icra takibinde dayandığı sözleşmeye istinaden itirazın kaldırılmasını istemesinde bir usulsüzlük yoktur. Bu itibarla mahkemece, işin esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde yargılamayı gerektirdiğinden bahisle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2015/344, K. 2015/4007, 20 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama